Sabahın Bu Saatinde
Sabah oldu yine. Çayı koydum, çocukların kahvaltısını hazırladım, her şey yolunda görünüyor ya… değil işte. Benim içimde hâlâ o gece duruyor. Hani kızım ateşlendiğinde hastanede sabahladığımız gece. Hani senin telefonun…
Bu sefer kalkmayacağım
Eve döndüm. Ayakkabılarımı çıkarmadan yatağa oturdum. Bugün yine o kafenin önünden geçtim, kokusu üstüme sinmiş gibi… Saçma biliyorum. Ama öyle. O gün oturup bekledim ya. Sen kapıda göründün, ben elimi çantaya attım…
Hâlâ o mesajı sildirmedim
Bu gece yine oturdum. Elimde telefon, açtım o konuşmayı, en dibe kadar kaydırdım. Biliyorum, artık mesaj atmak diye bir şey yok. Ama ben yine de o son satırı okuyorum. “Seni seviyorum” yazmışım. Sen okumuştun ama cevap…
Sana kızmak istiyorum ama kızamıyorum
Bu saatte yine o çekmeceyi açtım. Biliyorum, artık bakmayacağım dedim ama… işte. O kâğıdı elime aldım, kenarı hafifçe kıvrılmış. Üzerindeki isimlerimiz hâlâ orada duruyor, yan yana. Bir zamanlar öyleydik, değil mi? 🙂…