Gözüme uyku girmiyor.
Gözüme uyku girmiyor. Yine aynı yere baktım.. niye bilmiyorum. Belki alışkanlık. Belki ceza.
Bu fotoğrafı ilk gördüğüm gece sana çok kızdım. Yumruğum sıkılı, dişlerim kenetli, odanın içinde tur attım. "Bu kadar mıydı" dedim kendi kendime. İki yıl. İki koca yıl. Sonra bir cuma akşamı, ne bir açıklama, ne bir mesaj. Kapıyı çektin ve gittin. O kadar.
Şimdi o fotoğrafa bakıyorum ve kızgın değilim. İşte en çok buna kızıyorum.. kızgınlığımı bile sana yöneltemiyorum artık. Yüzüğünü görüyorum, gülüşünü görüyorum. Yeni hayatını. Ve içimden sadece "iyi ol" geçiyor. O kadar sade. O kadar acı.
Hani bazen bir düğün gecesi olur ya, hayatının geri kalanını belirler. Benimki o geceydi. Aynı masada oturduk, gece boyunca konuştuk. Ben ömrümde o kadar çok konuşmamıştım. O masada, o kalabalığın içinde sadece sen vardın. Sonra iki yıl boyunca her şey o geceye yaslandı. Her güzel şey o geceye yaslandı.
Peki o cuma akşamı ne oldu? Ben hâlâ bilmiyorum. Bunu söylemeden gittin… Keşke bir cümle bıraksaydın. Kötü bir cümle bile olurdu. "Bitti" deseydin, "yoruldum" deseydin, "başkası var" deseydin. Herhangi bir şey. Susman en kötüsüydü. Susman, beni yıllarca kendi kendime konuşturdu.
Kırk dört yaşındayım, bırakmayı da öğrendim aslında. Ama insan bazı suskunlukları bırakamıyor. Çünkü o suskunluk benim değil, senin. Ben sadece taşıyorum.
Bu yazıyı sana göndermiyorum. Göndermeyeceğim. Ama artık şunu kabul ediyorum: seni özlediğim doğru. Seni artık sevmediğim de doğru. İkisi aynı anda olabiliyormuş, bunu da bana sen öğrettin.
Bir de şunu söyleyeyim… O gün, o masada, sen bana "bir gün" deseydin, ben inanırdım. Hâlâ da inanıyorum. Ama artık "bir gün" senin değil, benim. Kendi kendime kurduğum bir cümle. Ve ben onunla yaşıyorum.
Kendimi emanet ediyorum artık. Bir yere.. birine.. ya da sadece bu geceye.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.