Sabahın Bu Saatinde
Sabah oldu yine. Çayı koydum, çocukların kahvaltısını hazırladım, her şey yolunda görünüyor ya… değil işte. Benim içimde hâlâ o gece duruyor. Hani kızım ateşlendiğinde hastanede sabahladığımız gece. Hani senin telefonun kapalıydı. Hani ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi 'günaydın' yazdın.
Günaydınmış. Günaydınmış be. Senin o mesajını kaç kere okudum biliyor musun? Kaç kere 'acaba o an neredeydi, neden kapalıydı' diye sordum kendime. Sordum ama cevabını hiç alamadım. İstemedim çünkü korktum. Korktum canım, evet. Kızımın ateşi kırkı geçmiş, benim ellerim titriyor, ben tek başıma bir hastane koridorunda senin adını iki kere yazıyorum ve sen… yoksun. O geceden sonra sana eskisi gibi bakamadım. Bakamadım işte.
Bak yine dönüp dolaşıp aynı yere geldim. Hep aynı yere. Eski mesajlara bakıyorum bazen, geceleri, çocuklar uyuduktan sonra. 'İyi geceler perim' yazmışsın bir kere. Perim. Ben o mesajı hâlâ silmedim. Silemiyorum. Silmek istiyorum, sonra geri getirmenin bir yolunu arıyorum. Saçmalık. Otuz yedi yaşındayım, boşanmış bir kadınım, hâlâ bir mesaj için gözlerim doluyor. Komik, di mi? Gülüyorum kendime bazen. Gülüyorum ama gülüşüm de yarım işte.
Sen bana hiçbir zaman yalan söylemedin. Biliyorum. Ama susman da bir şeydi. Susman da bir cevaptı. Ben o cevabı duydum ve hâlâ unutamadım.
Bugün çocuklar okula gidiyor, ben de işe. Güçlü görüneceğim yine. Kimse anlamayacak. Akşam eve gelince yine telefonu elime alacağım, yine o eski konuşmaları okuyacağım. Belki yine ağlayacağım. Belki bu sefer ağlamayacağım, bilmiyorum. Bırakmak ne demek, onu da bilmiyorum be. Sen bana bunu öğretmedin.
O gece neredeydin… ve neden hâlâ cevap vermiyorsun? 🥺💔
Giriş yap, bu yazıya puan ver.