O gün
Çocuklar uyudu. Ben yine o fotoğrafın karşısındayım. Hani şu düğündeki... hatırlıyor musun, ben o gün elbisenin fermuarını çekememiştim de annem çekmişti. Sen uzaktan bakıp gülmüştün. Ben utanmıştım. 🙈 O gün ne kadar da…
Bir de bunu sormak istiyorum
Bugün yine doğum günü vardı o arkadaşın. Sana söylemedim ama ben de gittim. Balkon aynı, hava aynı, hatta ısınmak için yaptığın o elleri ovuşturma hareketini hatırladım. Bir tek sen yoktun, o kadar. Herkes pastayı…
Kutuyu bu sefer açmadım, sadece baktım
Yatağın kenarında oturuyorum. Elbise dolabının en altında, öteki tarafa kaymış, senin çoktan unuttuğun o kutu var ya. Bu sefer açmadım. İnan bana açmadım. Sadece çektim, dizimin üstüne koydum, öylece baktım. Bir buçuk…
O hediyeyi hâlâ saklıyorum
Eski sevgilim… yine bu saatte seni düşünüyorum. Uyumam lazım, yarın erken kalkacağım biliyorum ama beynimin içinde bir ses susmuyor. O ses senin sesin. O silmek için saatlerce uğraştığım, sonra dayanamayıp geri…
O kutunun kapağı
Eski sevgilim… Bu akşam çekmeceyi karıştırıyordum. Bilirsin, hani şu hiçbir şeyi atamadığım, içinde fişler, eski kalemler, bir türlü çöpe gitmeyen ıvır zıvır biriken çekmece. Elimi attım, kapağı hafif çizik, o minik…
O masayı hâlâ görüyorum
Öğleden sonra pencereden dışarı bakıyorum. Yağmur yağıyor. İnce ince. Sen yoksun ya, yağmur bile başka yağıyor sanki. O gün de böyleydi hava. Çay bahçesine oturduk. Ben elimi bardağa uzattım, elim titriyordu. Sen fark…
Kırk üç kere yazıp sildiğim bir şey var
Annemin evindeyim, salonda, onun o eski koltuğunda, dizlerimde bir battaniye. Dışarıda şehrin o bitmeyen sesi var, bende de bitmeyen bir şey. Annem çay koydu, yanıma oturdu, sonra hiçbir şey sormadan kalktı. Kadın…
Kutunun dibinde
Dün gece yine açtım o çekmeceyi. Bir değil, iki değil. Alışkanlık oldu artık. O bileklik hâlâ orada. Etiketi bile duruyor. Takmadım hiç, sana da taktırmadım. O gece elimde tutuyordum, "sonra" dedim. Sonra olmadı işte…
Radyoda o şarkı
Yine o şarkı. Gece yarısını çoktan geçti, radyo kendi kendine çalıyor, ben yatağın kenarında öylece oturmuşum. Sesini duyar gibi oluyorum, o gülüşünü, bana "geleceğim" deyişini… ve yine o yazamadığım mektup geliyor…
Bu sefer ne radyo ne tabak, çarşafın altında telefon
Yatağa girdim, ışığı kapattım, sonra tekrar açtım. Uyku yok. Telefonu elime aldım, ne açacağımı bilmeden gezdirdim parmağımı, sonunda kendi kendime kızdım ve yere bıraktım. Ama işte insan kendinden kaçamıyor be. Gözümü…