Bu sefer de kapıyı çalmadın, biliyorum.
Bu sefer de kapıyı çalmadın, biliyorum. Ama ben yine de camdan baktım. Üç kere. Sonra kendime güldüm, sonra sana kızdım, sonra yine camdan baktım. Mavi bir akşam işte, beni hep bu hale getiren o mavi..
Yarım kalan o mektubun üstünden neredeyse bir yıl olmuş. Hani şu elimde kalan, sonunu hiç getirmediğim o satırlar… Bazen açıp okuyorum, kendimi orada o kadar tanıyorum ki, ürpermemek elde değil. Sen bir şarkıda kaldın bende, ben o şarkıda. Ne zaman duysam o iki dakika elli saniye boyunca hiçbir şeye yetişemiyorum, olduğum yerde donup kalıyorum. Komik aslında, dimi? Yıllardır tanıdığın kadın gidip bir şarkıya takılıyor.
Buraya yine gelmişsin. Biliyorum, çünkü o huyunu bilirim. Bir bahane uydurursun, iş güç dersin, olmadı hava dersin. İlk seferinde kapıma bir demet çiçekle gelmiştin, hatırlarsın değil mi? Ben o çiçekleri sulamadım bile günlerce. Sana kızgındım çünkü. Sonra kurudular, ben yine de atamadım. 🙈
İkincide mesaj üstüne mesaj attın. Açmadım hiçbirini. Gözümün önünde titreye titreye durdu o bildirimler, ben inatla yüzümü çevirdim. … Belki de en çok kendime kızıyorum, biliyor musun? Sana değil. Kendime.
Çünkü her dönüşünde 'bu sefer farklı' dedin. Ben de inandım. Hep inandım. İnanmak istedim mi, yoksa inanmış gibi mi yaptım, onu artık ben de bilmiyorum. 🥺
Şimdi yine yazıyorsun. Ekranda adını görünce kalbim önce bir hop ediyor, sonra hemen küsüyor. Böyle saçma bir şey işte. Kızgınım sana. Kırgınım. Ama yine de… kapıyı çalmadın, biliyorum, diye başladım ya bu mektuba; işte asıl mesele o. Ben hâlâ camdan bakıyorum.
Sen yine gideceksin. Ben yine burada kalacağım. Ne diyeyim, Allah seni bildiği gibi yapsın… desem de içimden tam gelmiyor. 💔
Giriş yap, bu yazıya puan ver.