Poları Katlayıp Kaldıracağım, Belki
Biliyor musun, bu gece yine uyku tutmadı. Herkes uyudu, ev sessiz, ben yine o poların içindeyim. Son buluşmadan kalan. Kaç kere katlayıp dolaba kaldırdım, her seferinde geri çıkardım. Yıkayamadım bile, kokusu gitmesin…
O gece çalan şarkı
Akşamüstü eve dönerken yolda bir kafede o şarkı çaldı. Kaç yıl oldu, hâlâ aynı şey oluyor: adımlarım yavaşlıyor, elimdeki poşet ağırlaşıyor, olduğum yerde kalıyorum. Sanki biraz daha dinlesem o geceye geri dönecekmişim…
Kendime Kızgınım
İşte yine o konuşmayı açtım. Ekran görüntüsü almışım, hani şu eski mesajlardan. Son mesajına bakıyorum: “Haber vermedin, ben de kendimi geri çektim.” O gün bunu okuyunca göğsümün ortasına bir şey oturmuştu, hâlâ…
Bu sefer kalkmayacağım
Eve döndüm. Ayakkabılarımı çıkarmadan yatağa oturdum. Bugün yine o kafenin önünden geçtim, kokusu üstüme sinmiş gibi… Saçma biliyorum. Ama öyle. O gün oturup bekledim ya. Sen kapıda göründün, ben elimi çantaya attım…
Hâlâ İnanamıyorum Be
Telefon hâlâ elimde. Ekranda dün sabahki mesajın duruyor. İki kelime: "Günaydın canım." Ben o iki kelimeye yarım saat bakmışımdır. Ya, biliyorum, manyak gibi. Ama napayım, alışkın değilim işte. O gün geliyor aklıma…
Verilmemiş Cevap
Yine o masadayım. Kafamda. Kantin masası. Sen karşımda oturmuşsun, çayını karıştırıyorsun, ben bir şey diyeceğim, diyemiyorum. Yıllar geçti, hâlâ aynı yerde takılıyorum. Ne diyecektim be? Yani hayır, öyle bir şey…
Hâlâ her cuma
Bu akşam yine sahildeydim. Hani şu senin hep bir adım önde yürüdüğün, benim de yetişmeye çalıştığım yer. Yine öyle yürüdüm işte. Kimse yok ama ben hâlâ arkandan geliyorum, hâlâ sana yetişmeye çalışıyorum. Biliyor musun…
O otobüs
Yine o geceyi düşündüm. Hani doğum gününden sonra aynı otobüse binmiştik ya. Konuşmaktan ineceğimiz durağı kaçırmıştık, hatırlıyor musun? Sen cama vurup dışarıyı gösteriyordun, ışıklar akıp gidiyordu, bir de o bozuk…