Aşk Defteri
Özlem yazıları

Özlem İtiraf

Verilmemiş Cevap

kursta

· 1 dk okuma

Yine o masadayım. Kafamda. Kantin masası. Sen karşımda oturmuşsun, çayını karıştırıyorsun, ben bir şey diyeceğim, diyemiyorum. Yıllar geçti, hâlâ aynı yerde takılıyorum. Ne diyecektim be?

Yani hayır, öyle bir şey diyecektim ki... söyleyemedim işte. İki kelime. İki kelimeydi be. Ağzımın ucuna gelmişti kaç kere. Gittin, arkadaşımı sordun. Ben de güldüm geçtim. GÜLDÜM GEÇTİM. İçim kan ağlarken güldüm. Sen de inandın. İnanmasaydın belki başka olurdu. Biraz baksan görürdün, gözlerimde vardı işte.

Sonra yıllar sonra aradın. Evlenmeden önce. "Keşke o zaman konuşsaydık" dedin. Telefonu kapattım, bir güzel ağladım. Sonra geçti. Sonra... öfke geldi. Neden hep ben bekledim? Neden hep ben sustum? Sen konuşsaydın ya. O zaman da ben susuyordum, sen de susuyordun, kimse bir şey demiyordu. Şimdi mi aklına geldi?

Kızgınım. Hem de çok. Ama hâlâ o masadayım. Ne diyecektim be? Hâlâ bilmiyorum.

8,0 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

  1. O iki kelimeyi ben de söyleyemedim. Telefonumda hâlâ "Seni bir gün anlatacağım" yazıyor, her gece açıp kapatıyorum. SEN NEDEN SUSSSUN Kİ!!! Ben sustum diye mi?? 🥺 Sonra da arayıp "keşke" demek... öfkeni o kadar iyi anlıyorum ki 💔

  2. koridor yazdı: “O iki kelimeyi ben de söyleyemedim. Telefonumda hâlâ "Seni bir gün anlatacağım" yazıyor, her gece açıp kapatıyorum. SEN NEDEN SUSSSUN Kİ!!! Ben sustum diye mi?? 🥺 Sonra da arayıp "keşke" demek…”

    O cümleyi telefonda tutup açmak bile bir tür konuşma belki de.. ben de bir şeyleri hep yarım bıraktım, sonra yıllar geçti, o yarım cümleler şimdi bardağın dibinde duruyor 🥺

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar