Verilmemiş Cevap
Yine o masadayım. Kafamda. Kantin masası. Sen karşımda oturmuşsun, çayını karıştırıyorsun, ben bir şey diyeceğim, diyemiyorum. Yıllar geçti, hâlâ aynı yerde takılıyorum. Ne diyecektim be?
Yani hayır, öyle bir şey diyecektim ki... söyleyemedim işte. İki kelime. İki kelimeydi be. Ağzımın ucuna gelmişti kaç kere. Gittin, arkadaşımı sordun. Ben de güldüm geçtim. GÜLDÜM GEÇTİM. İçim kan ağlarken güldüm. Sen de inandın. İnanmasaydın belki başka olurdu. Biraz baksan görürdün, gözlerimde vardı işte.
Sonra yıllar sonra aradın. Evlenmeden önce. "Keşke o zaman konuşsaydık" dedin. Telefonu kapattım, bir güzel ağladım. Sonra geçti. Sonra... öfke geldi. Neden hep ben bekledim? Neden hep ben sustum? Sen konuşsaydın ya. O zaman da ben susuyordum, sen de susuyordun, kimse bir şey demiyordu. Şimdi mi aklına geldi?
Kızgınım. Hem de çok. Ama hâlâ o masadayım. Ne diyecektim be? Hâlâ bilmiyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.