O kutunun kapağı
Eski sevgilim… Bu akşam çekmeceyi karıştırıyordum. Bilirsin, hani şu hiçbir şeyi atamadığım, içinde fişler, eski kalemler, bir türlü çöpe gitmeyen ıvır zıvır biriken çekmece. Elimi attım, kapağı hafif çizik, o minik…
Eski sevgilim… Bu akşam çekmeceyi karıştırıyordum. Bilirsin, hani şu hiçbir şeyi atamadığım, içinde fişler, eski kalemler, bir türlü çöpe gitmeyen ıvır zıvır biriken çekmece. Elimi attım, kapağı hafif çizik, o minik…
Öğleden sonra pencereden dışarı bakıyorum. Yağmur yağıyor. İnce ince. Sen yoksun ya, yağmur bile başka yağıyor sanki. O gün de böyleydi hava. Çay bahçesine oturduk. Ben elimi bardağa uzattım, elim titriyordu. Sen fark…
Annemin evindeyim, salonda, onun o eski koltuğunda, dizlerimde bir battaniye. Dışarıda şehrin o bitmeyen sesi var, bende de bitmeyen bir şey. Annem çay koydu, yanıma oturdu, sonra hiçbir şey sormadan kalktı. Kadın…
Canım, bugün hastaneden çıkarken kapıda bir an sen bana gülümsedin ya... o gülümsemeyi eve kadar taşıdım, hâlâ duruyor içimde. Sabahtan beri düşünüyorum da, dün gece kutuya bir daha baktım. Yine açmadım. Ama bu sefer…
Şu an yatağımda yatıyorum. Dışarıda yaz gecesi, pencere açık, bir yerlerden müzik sesi geliyor. Uyumam lazım ama olmuyor. İçimde bir şey var, adını koyamadığım. Koyuyorum aslında da, söylemek zor geliyor. Sana bir şey…
Sevgili sen, Bunu yazıyorum çünkü artık tutamıyorum. Yıllardır içimde büyüttüğüm o cümleyi bir yere bırakmam lazım, yoksa beni burada boğacak. Doğum günüydü. Hatırlıyor musun? Bütün gece yan yana oturduk ve tek kelime…
Dün gece yine açtım o çekmeceyi. Bir değil, iki değil. Alışkanlık oldu artık. O bileklik hâlâ orada. Etiketi bile duruyor. Takmadım hiç, sana da taktırmadım. O gece elimde tutuyordum, "sonra" dedim. Sonra olmadı işte…
Yine o şarkı. Gece yarısını çoktan geçti, radyo kendi kendine çalıyor, ben yatağın kenarında öylece oturmuşum. Sesini duyar gibi oluyorum, o gülüşünü, bana "geleceğim" deyişini… ve yine o yazamadığım mektup geliyor…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar