Cebimdeki Fotoğraf
Bu saatte uyuyamıyorum yine. Evin içinde bir sessizlik var, öyle bir sessizlik ki… kalkıp perdeyi araladım. Dışarıda rüzgâr var sadece. Ben de onu dinliyorum, o da beni. Bugün cebimdeki fotoğrafa yine baktım. Kaç kere…
Kutunun dibinde
Dün gece yine açtım o çekmeceyi. Bir değil, iki değil. Alışkanlık oldu artık. O bileklik hâlâ orada. Etiketi bile duruyor. Takmadım hiç, sana da taktırmadım. O gece elimde tutuyordum, "sonra" dedim. Sonra olmadı işte…
sana yazmayı bırakamadım
Bu akşam yine o son mesaja döndüm, hani şu “hayırlısı olsun” dediğin mesaja; ben hâlâ içinden bir şey çıkarmaya çalışıyorum, sanki iki kelimenin arasında sakladığın bir şey varmış gibi 🙈 ve biliyorum yok, biliyorum…
Bu Gece de Çıkarmadım
Yine oturdum yatağın kenarına, yüzüğü çıkardım. Avucumda soğuk soğuk duruyor, parmağımdaki o boşluğa bakıyorum ve içimden bir ses "koy şunu kutuya, bitsin artık" diyor. Koydum. Kapadım. İki saniye geçti, geri açtım…
Gece Yarısı Balkonu
Zaten biliyorsun, canım. Bu saatte yine balkondayım. İçim de yanıyor işte. Hani şu ilk mesajın vardı ya... HANİ ŞU “günaydın” DİYE BAŞLAYAN O MESAJ!!! Sen attın, ben on kere okudum. Ekranı kapatıp açtım, hâlâ orada mı…