Cebimdeki Fotoğraf
Bu saatte uyuyamıyorum yine. Evin içinde bir sessizlik var, öyle bir sessizlik ki… kalkıp perdeyi araladım. Dışarıda rüzgâr var sadece. Ben de onu dinliyorum, o da beni.
Bugün cebimdeki fotoğrafa yine baktım. Kaç kere baktım bilmiyorum. Hani şu düğünde çekilmiş olan. Sen gülüyorsun ya… o gülüş var ya, işte o gülüş beni bir yıl boyunca ayakta tuttu. O gün ilk kez gördüm seni. İki ay sonra elini tuttuğumda dünyanın en cesur adamıydım. Ne safmışım. Ne güzel safmışım.
Bir yıl. Her akşam konuştuk. Her akşam. Sesini duymadan uyumadığım geceler oldu, biliyorsun. Sonra o kış gecesi… “seni seviyorum” yazdım. Kısa bir mesaj. İki kelime. Ama ben o iki kelimeyi yazarken ellerim titriyordu. Ve bekledim. Saatlerce bekledim. Ekrana baktım, baktım, baktım… hiçbir şey. Ne bir nokta, ne bir “yazıyor”. Hiçbir şey.
Ertesi sabah cevabın geldi. “Ben başkasıyla nişanlandım.”
Okudum. Bir daha okudum. Bir daha… Hâlâ bazen o cümleyi okuyorum kafamda. Sanki her seferinde ilk kez okuyormuşum gibi canım yanıyor. O gün ne yaptım hatırlamıyorum. Hatırlamak da istemiyorum.
O günden sonra düğününe gitmedim. Adını soranlara doğru dürüst bir cevap veremedim. “İyidir” dedim, geçtim. “Görüşmüyoruz” dedim, geçtim. İçimde ne varsa… susmayı seçtim. Çünkü anlatacak kelime bulamadım. Hâlâ bulamıyorum.
Bir mektup yazdım sana. Hiç gönderemedim. Cebimde taşıyorum, fotoğrafın yanında. Katlanmış, yıpranmış, kenarları kırılmış. Bazen açıp okuyorum, bazen sadece dokunuyorum. Varlığı yetiyor. Sanki içindekileri bir gün söyleyecekmişim gibi… ama söyleyemiyorum. Söyleyemiyorum işte…
Seni başkasının yanında gördüğümde… bilmiyorum. Öfkeleniyorum. Kendime kızıyorum. Sonra bir bakıyorum, içimden “iyi olsun” diyorum. Üçü arasında gidip geliyorum. Hangisi doğru, hangisi yalan, artık ayırt edemiyorum. Öfke mi, pişmanlık mı, dua mı… hepsi birbirine karıştı. Sen gülerken ben içimde bir yerlerde susuyorum.
Bazen diyorum ki, keşke o mesajı hiç atmasaydım. Bazen diyorum ki, iyi ki attım. Çünkü en azından öğrendim. Ama öğrenmek mi istedim? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum artık.
Bu yazıyı neden yazıyorum, onu da bilmiyorum. Belki içimdekiler bir yerde dursun istiyorum. Bir sayfada. Bir yerde. Sadece bir yerde dursun. Çünkü içimde durmuyorlar. Susmuyorlar. Ne zaman sussunlar diye beklesem, daha çok konuşuyorlar.
Seni sevdim. Hâlâ seviyorum galiba. Söylemek istemiyorum ama… seviyorum. Ve bu beni deli ediyor. Çünkü sen başkasının yanındasın, ben hâlâ o düğün gecesindeyim. Hâlâ o kahkahada. Hâlâ o ilk el tutuşta. Hâlâ o kış gecesinde, cevap bekleyen adamım.
…
İyi ol. Mutlu ol. Ben… ben bir şekilde idare ederim. Etmeye çalışıyorum. Bazen ediyorum. Bazen edemiyorum. Ama ederim. Ederim herhalde…
Bu gece de cebimdeki fotoğrafla uyuyacağım. Yine.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.