Oynamak Zorunda Kaldım
Canım, bu gece yine o kına gecesini düşündüm. Hani senin gecendi, düğününden önceki gece. Ben en çok oynayanlardan biriydim, avuçlarım kınalıydı, gülüyordum, el çırpıyordum. Herkes bana bakıp "ne de mutlu" diyordu…
Yirmi Yıl Sonra Hâlâ Sen
Geçen hafta mutfakta çay koyuyordun. Sırtın bana dönüktü. Ben ocağın üstündeki buharın arkasından sana bakıyordum. Ensende beyaz bir tel vardı. Tek bir tel. Benim haberim yoktu, büyümüş, beklemiş orada. Boğazım…
Bir yıldan fazlası
Telefonu bırakıp duruyorum. Bir şey yazacaktım sana, ne yazacağımı bilmiyorum, o yüzden buraya yazıyorum. Belki okursun, belki okumazsın, belki de hiç göndermem. Bugün seninle konuşurken birden sustum, hatırladın mı…
Çekmecedeki mektup
Bu akşam yine sahildeydim. Hava kararmak üzereydi, deniz sakindi. O şarkı çalınca ayaklarım durdu işte. Yıllardır aynı yerde duruyorum senin yüzünden, bunu biliyor musun? Kızgın değilim artık. Ya da öyle sanıyorum. Ama…
O kare
Sen kanepede uyuyorsun yine. Üzerine örttüm. Nefes alışını dinliyorum. Bu akşam albümü buldum. Hani şu eski olan. Açtım, orada o kare vardı. İlk gün. Arkadaşın doğum günü. Kalabalık bir masa, biz yan yana. Bilmiyordum…
Defterin arkası yine doldu
Gece yarısı oldu yine. Defteri açtım, kalem elimde, ama sana ne yazacağımı bilmiyorum. Bu aralar her akşam aynı şeyi yaşıyorum: oturuyorum, bir şeyler karalıyorum, sonra bir bakıyorum yazdıklarım hep aynı yere çıkıyor…
Sana Yazarken Saat Geç Oldu
Uzakta olan, Yine buradayım. Yazmayı bıraksam mı diye düşündüğüm gecelerden birinde, elimde telefon, yazacağımı bile bile açtım bu defteri. Nasıl anlatsam… gündüz iş güç, insanlar, kalabalık. Herkes bir şey söylüyor…
Bu gece sana kızmaya geldim
Bu gece sana kızmaya geldim, haberin olsun. Hepsini söyleyeceğim, yarın da pişman olurum belki ama şu an umurumda değil. Hani şu tişörtün var ya, hani en sevdiğin, hani bana "bu sende kalsın, bende bir tane daha var"…