Aşk Defteri
Aşk yazıları

Aşk Mektup

Yirmi Yıl Sonra Hâlâ Sen

kara_kalem

· 2 dk okuma

Geçen hafta mutfakta çay koyuyordun. Sırtın bana dönüktü. Ben ocağın üstündeki buharın arkasından sana bakıyordum. Ensende beyaz bir tel vardı. Tek bir tel. Benim haberim yoktu, büyümüş, beklemiş orada. Boğazım düğümlenince çayımı içtim. Hiçbir şey söylemedim. İşte bu yüzden bu satırları yazıyorum.

Biliyor musun, yirmi yıl oldu. Yirmi yıl önce bir arkadaşın doğum gününde tanıştık. O gece kalabalık bir ev, bir sürü insan, bir sürü gürültü… ama sen vardın, ben vardım, bir de aramızda hiç susmayan bir sohbet. Sabaha kadar konuştuk, hatırlıyor musun? Kimse bizi ayıramadı o masadan. Ben o gece eve giderken, daha tanışalı üç saat olmuşken, içimden 'bu kadını bir ömür dinlerim' demişim. Sonra gerçekten dinledim. Yirmi yıl dinledim. Ve hâlâ doyamadım.

İki çocuk büyüttük seninle. Aynı evde uyandık, aynı sofrada yemek yedik, aynı balkonda çay içtik. Yıllar geçti ama içimdeki şu şey hiç geçmedi. Her sabah yanımda uyanıyorum ve her sabah ilk işim sana bakmak oluyor. Bazen saçın dağınık, bazen gözlerin şiş, bazen hiç güzel değilsin… ama ben hep aynı yerde kalıyorum. O ilk gecenin masasında. Hâlâ oradayım.

Bazı şeyler söylenmeden geçiyor. Bunu artık biliyorum. Yirmi yıl boyunca sana ne kadar âşık olduğumu söylemek için bir sürü fırsat oldu ve ben çoğunu kaçırdım. Çünkü söylemek… söylemek tuhaf. 'Ben seni seviyorum' demek, bir çay bardağının buğusuna sığmıyor. Ama ensendeki o beyazı görünce anladım ki bazı şeyler beklemeye gelmiyor. Bir gün o beyazlar çoğalacak, bir gün o saçlar tamamen beyaz olacak… ve ben hâlâ söylememiş olacağım. İstemiyorum.

Seni seviyorum. Bunu ilk kez bu kadar net yazıyorum. Yirmi yıllık bir alışkanlık değil bu, yemin ederim değil. O ilk gece ne hissettiysem hâlâ aynısı. Hatta daha fazlası. Çünkü o gece seni tanımıyordum. Şimdi tanıyorum. Her huyunu, her sinirini, her gülüşünü, her suskunluğunu biliyorum ve hepsine ayrı ayrı âşığım. Bu nasıl bir şey, bilmiyorum. Kırk üç yaşındayım ve hâlâ ilk günkü gibi… hâlâ aynı masada…

Sana bir mektup yazmak istedim, ama mektup dediğin gönderilir. Ben bunu gönderemem. Bunu belki hiç okumazsın. Belki bu defterde kalır, bir yabancının gözüne ilişir. Ama ben yine de yazıyorum. Çünkü bazı şeyler söylenmeden geçiyor ve ben artık söylemeden geçen adam olmak istemiyorum.

Yarın sabah yine yanında uyanacağım. Yine sana bakacağım. Ve belki bu sefer… belki bu sefer ensendeki o beyazı öpeceğim. Söyleyemediğim her şeyin yerine. 🙈

Seni çok seviyorum. Hâlâ. Hâlâ ilk günkü gibi.

8,5 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk sözü sen söyle.

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar