Bugün o kutuyu yine elime aldım.
Bugün o kutuyu yine elime aldım. Hani şu hiç veremediğim kutu var ya, işte o. Öğleden sonra evdeydim, canım sıkılıyordu, dolabın üstünde duruyordu, aldım. Açtım, kapadım. Bir şey değişmedi tabii ama insan yine de bir umut arıyor ya.
O geceyi düşündüm yine. Seninle tanıştığımız o doğum günü gecesini. Ne çok gülmüştük be. Ertesi gün yazmıştın, ben de ekrana bakıp aptal aptal sırıtmışım, hatırlıyor musun? Yok, hatırlamazsın belki. Ama ben hatırlıyorum. Her şeyi hatırlıyorum.
Sonra o akşam geldi işte. O cümleyi söyledim ya. Hani şu söylememem gereken cümleyi. Kıskançlıkla, öfkeyle karışık bir şeydi. Söyler söylemez pişman oldum ama ağzımdan çıkmıştı bir kere. Geri de alamadım. Ne kadar denesem de alamadım.
Ve sen bir daha aramadın. Mesajlarıma cevap vermedin. Ben de her akşam telefonu elime alıp yazdım, sildim, yazdım, sildim. Bazen uzun uzun yazdım, sonra hepsini seçip sildim. Aptal gibi. Sen belki hiç görmeyeceksin ama ben yine de yazıyorum. Çünkü başka türlü susamıyorum işte.
Bu yazı belki bir gün önüne düşer. Düşmezse de canın sağ olsun. Ama eğer düşerse, bil ki o kutuyu hâlâ saklıyorum. İçindekini söyleyemedim, söyleyemedim... söyleyemedim işte. Neyse. 🙈💔
Giriş yap, bu yazıya puan ver.