Duydum işte
Nişanlandığını duydum. Geçen hafta. Bir arkadaşım söyledi, öylece, aramızda. Yüzüm ne yaptı bilmiyorum. Ama içimde bir şey koptu, hâlâ yerinde değil. İki yıl olmuş. İki yıl! Ben hâlâ o kantine gidince o köşeye…
Nişanlandığını duydum. Geçen hafta. Bir arkadaşım söyledi, öylece, aramızda. Yüzüm ne yaptı bilmiyorum. Ama içimde bir şey koptu, hâlâ yerinde değil. İki yıl olmuş. İki yıl! Ben hâlâ o kantine gidince o köşeye…
Yine gece. Yine buradayım. Telefonun ses kayıtları klasörünü açtım, üç aydır girmedim oraya. Karıştırırken senin eski bir kaydına denk geldim, ilk haftalardan. Ne kadar da çok konuşuyormuşsun be. Ne kadar da çok şey…
Bugün telefonumu elime aldım, yine o sohbeti açtım. Aylardır silmedim, silemedim. Okuduğum her satırı neredeyse ezbere biliyorum artık. "Günaydın" yazmışsın bir yerde, sabahın altısında. Ben o saatte uyanmazdım bile…
Bu saatte uyumak zor, biliyorsun. Herkes uyudu, ev sessiz… ben yine o kutuya gittim. Davetiyeler duruyor hâlâ. Bir kısmını dağıttık, sonra kalanları bir kutuya koydum, kaldırdım. Atamadım. Bir tanesini açtım demin…
Gece yarısı oldu, ben yine aynı yerdeyim. Uyku yok. Kafamda sen, sen, sen. Bugün nişan fotoğrafını gördüm. El ele. Gülen yüzler. Ben de baktım, baktım... SONRA TELEFONU YÜZÜ KAPALI TERS ÇEVİRDİM!!! Evet, otuz dört…
Hava o kadar sıcak ki uyuyamadım yine. Telefonu elime aldım, ne yapacaksam... açtım galeriyi, biliyorsun. İşte o gece. Hani şu fotoğraf var ya, ikimiz de gerçekten mutluyuz orada. Ben sana yaslanmışım, sen gülüyorsun…
Temmuzun ortası. Kumsal yine kalabalık, ben yine o yoldayım. Tek başıma. Dondurma aldım bu sefer. İki top. Kendime diyeceğim ama sen biliyorsun. O gün elinden bir ısırık alacaktım, sonra da yüzüne bakıp "seni seviyorum"…
Akşam oldu yine, cam açık, dışarıdan biri geçiyor, gülüşüyorlar. Ben de sana bakıyorum be. Günlerdir aynı ekran, aynı beyaz elbise. Nişanlanmışsın ya. Ben de gördüm. Herkes gibi ben de gördüm. Biliyor musun, hâlâ o gün…
Uyku tutmadı, kalktım. Biliyorum, o albümü açmasam iyi olacak... ama elim kendi kendine gitti işte. Açtım. Ve karşımda yine o fotoğraf. Kantin masası. İki bardak çay, yanında bir vapur bileti. Bilet hâlâ duruyor bu…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar