Duydum işte
Nişanlandığını duydum. Geçen hafta. Bir arkadaşım söyledi, öylece, aramızda. Yüzüm ne yaptı bilmiyorum. Ama içimde bir şey koptu, hâlâ yerinde değil.
İki yıl olmuş. İki yıl! Ben hâlâ o kantine gidince o köşeye bakıyorum. Senin oturduğun yere. Oradaki masaya. Nasıl oluyor bu ya, nasıl?
Eski mesajlarımızı okudum yine. Senin o 'yarın görüşür müyüz' yazan, benim 'gelirim tabii' yazan. Ne kadar basit şeyler. Ama o zaman öyle değildi işte. O zaman her şeydi.
Bir de o fotoğraf var. Hani kantinde çekildiğimiz. Gülmüşüz ikimiz de. Ben ona bakıyorum, sonra kapatıyorum, sonra yine açıyorum. Kendime kızıyorum. 'Bırak artık' diyorum. Bırakamıyorum.
Ama niye kızgınım, biliyor musun? Söyleyemediğim için. O gün söylemeliydim. 'Gitme' demeliydim. Diyemedim. Sustum. Şimdi sen başkasıyla…
Sen hiç bilmeyeceksin bunu. Belki de bilmeni istemiyorum. Ama içimde kaldı be. İçimde kaldı.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.