Sana Yazamadığım Ses Kaydı
Yine gece. Yine buradayım. Telefonun ses kayıtları klasörünü açtım, üç aydır girmedim oraya. Karıştırırken senin eski bir kaydına denk geldim, ilk haftalardan. Ne kadar da çok konuşuyormuşsun be. Ne kadar da çok şey anlatıyormuşsun.
Şimdi aynı sen misin emin değilim. Nişandan beri öyle sustun ki, ben konuşmayı unuttum. Mesajların kısa kısa dönüyor artık, bazen sadece bir "iyi geceler", ötesi yok. Sana kızgınım. O kadar kızgınım ki anlatamam. ÇÜNKÜ SEN BANA HİÇBİR ŞEY SÖYLEMİYORSUN!! Bir kuşku, bir korku, bir yorgunluk, bir şey söyle işte! Bir şey! Susman beni daha çok yoruyor, bilmiyor musun?!
Yüzüğü yine denedim bu gece. Çıkardım, kutusuna koydum, kapattım. Sonra geri açtım. Parmağıma taktım. Yine. Kaçıncı oldu bilmiyorum, saymadım artık. Kendime de kızıyorum, sana da. Ama bitiremiyorum. İŞTE TAM BURADA ÇIKMAZA GİRDİM SENİN YÜZÜNDEN!
Annem geçen gün "yüzüğün hâlâ parmağında, ne oldu" dedi. "Bir şey olmadı" dedim. Yalan. Her şey oldu. Ama anlatamadım. Kimseye anlatamadım.
Her gece sana yazıyorum. Bunu seni geri getirsin diye değil artık. İçimde biriken o şeyi bir yere bırakmak istiyorum. Sen okumayacaksın belki, biliyorum. Ama ben yine de yazacağım. Çünkü sen sustukça ben konuşarak ayakta kalıyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.