İşte O Gece
Hava o kadar sıcak ki uyuyamadım yine. Telefonu elime aldım, ne yapacaksam... açtım galeriyi, biliyorsun. İşte o gece. Hani şu fotoğraf var ya, ikimiz de gerçekten mutluyuz orada. Ben sana yaslanmışım, sen gülüyorsun, gözlerin bile gülüyor. Bana bakan o adam kimdi, şimdi nerede bilmiyorum.
Durakta seni ilk gördüğüm sabahı hatırladım bugün. Otobüs geç kalmıştı, ben de sinir olmuştum, sonra sen yanıma geldin, bir şey sordun. Ne sorduğunu hatırlamıyorum bile artık, ama cevabımı hatırlıyorum, saçmalamıştım. Sen gülmüştün. O gülüş... ya, işte her şey orada başladı be. O durakta başlayan sohbetler, akşamları telefon, sonra nişan. Her şey ne kadar hızlıydı.
Sonra sustuk. İkimiz de sustuk. Nedenini soran olunca da bir şey diyemedim. "Ortak karar" dedim hep. Ortak karar... ne kadar kolay söyleniyor, değil mi? Ama o gece kararı verirken gözlerine bakamadım, onu hiç kimseye söylemedim. Sana bile.
Kızmıyorum artık sana, inan. Belki ilk günler kızdım, sonra... sonra kabullendim mi, bilmiyorum. Hâlâ kendime anlatamadığım şeyi sana nasıl anlatayım? Bazen o fotoğrafa bakarken içim sızlıyor, bazen de sadece gülümsüyorum.
Sen şimdi ne yapıyorsun, iyi misin? Sağlığın yerinde mi? Bunları soramıyorum işte. Ama soruyorum, içimden soruyorum. Allah'a emanet ol, tamam mı.
Gece yarısı oldu, hâlâ uyku yok. Pencereden dışarı baktım, sokak lambası yanıyor, tek bir kişi bile yok. İşte bu yazı da öyle bir şey oldu, kime gittiği belli değil... 💔
Giriş yap, bu yazıya puan ver.