Duydum işte
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş. Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu…
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş. Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu…
Yine o saat. Herkes uyudu, ev sustu, ben yine telefonu elime aldım. Açmayacağım diyorum kendi kendime, sonra yine açıyorum. Kaç yıl oldu, o konuşmalar hâlâ orada, silinmemiş. Baştan sona okuyorum, bir daha, bir daha…
Uyku tutmadı, kalktım. Biliyorum, o albümü açmasam iyi olacak... ama elim kendi kendine gitti işte. Açtım. Ve karşımda yine o fotoğraf. Kantin masası. İki bardak çay, yanında bir vapur bileti. Bilet hâlâ duruyor bu…
Yatağın kenarında oturuyorum. Elbise dolabının en altında, öteki tarafa kaymış, senin çoktan unuttuğun o kutu var ya. Bu sefer açmadım. İnan bana açmadım. Sadece çektim, dizimin üstüne koydum, öylece baktım. Bir buçuk…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar