Sana hiç gönderemediğim ses
Bugün yine o fincanla başladım güne. Hani şu kenarı çatlak olanla. Ekran görüntüsü hâlâ orada, aynı yerde duruyor; "artık yeter" yazmıştın ya hani, sonuna bir nokta bile koymamıştın. Nokta koymamışsın işte, be. Sanki…
Bugün yine o fincanla başladım güne. Hani şu kenarı çatlak olanla. Ekran görüntüsü hâlâ orada, aynı yerde duruyor; "artık yeter" yazmıştın ya hani, sonuna bir nokta bile koymamıştın. Nokta koymamışsın işte, be. Sanki…
Eski sevgilim… yine bu saatte seni düşünüyorum. Uyumam lazım, yarın erken kalkacağım biliyorum ama beynimin içinde bir ses susmuyor. O ses senin sesin. O silmek için saatlerce uğraştığım, sonra dayanamayıp geri…
Bugün o kalemi elime aldım yine. Hani şu ilk gün uzattığın. Ucunu açtım, yazdım, sildim, yine yazdım. Aptalım galiba. İki yıl geçti, hâlâ bir kalemin peşindeyim. Ya, gerçekten aptalım. Akşam oldu, dışarıda hava karardı…
Telefonu bırakıp duruyorum. Bir şey yazacaktım sana, ne yazacağımı bilmiyorum, o yüzden buraya yazıyorum. Belki okursun, belki okumazsın, belki de hiç göndermem. Bugün seninle konuşurken birden sustum, hatırladın mı…
Yine o sahildeyim canım. Hani şu martıların simit için birbirini ittiği, benim de her akşamüstü kendimi oraya attığım yer. Bugün bir tanesi bana öyle bir baktı ki... ya, ne diyeceğim biliyor musun? Sana sorar gibi. "O…
Canım, bugün yine kırıldım sana. Hem de neye kırıldığımı tam bilmeden. Sabahtan beri ağzımı açıp tek kelime etmedim, sen de sormadın. Belki sordun da ben duymadım.. bilmiyorum. Akşam sofraya oturduk, ikimiz de…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar