Cebimdeki Anahtarlık
Sabah yine anahtarlığı elime aldım. Hani şu eski, rengi solmuş olan. Yıllar önce bir kantinin önündeki standdan almıştım, sana vermeye cesaret edemedim. Cepte taşına taşına köşeleri aşınmış ama hâlâ sağlam. Senin gibi…
Sabah yine anahtarlığı elime aldım. Hani şu eski, rengi solmuş olan. Yıllar önce bir kantinin önündeki standdan almıştım, sana vermeye cesaret edemedim. Cepte taşına taşına köşeleri aşınmış ama hâlâ sağlam. Senin gibi…
Bu gece yine o küçük kutuya baktım, çekmecede en altta duruyor, üzeri tozlu. İçinde ne var biliyor musun? O gün aldığım ince zincirli kolye, bir de arkasına iki kelime yazdığım küçük bir kart… 'Seni seviyorum' yazdım…
Pazar öğleden sonrası işte. Herkes bir yere gidiyor, ben yine bu koridordayım. Camdan bakıyorum, dışarıda güneş var, insanlar geziyor. Ben ise sadece senin kapının açılmasını bekliyorum. Her seferinde içimden bir ses…
Dinle beni. Bu sabah yatağın kenarında oturmuş, cüzdanımı açıyordum. Bozuk paraları döktüm, kartları çıkardım... o bilet yine oradaydı. Katlanmış, kenarları yumuşamış, üstündeki yazı solmuş. Ama duruyor işte. Hâlâ…
Merhaba, nasılsın? Bunu yazmışsın ya. İki kelime. İki kelimeyle ne diyebilirim ki sana? Ya da sen ne diyorsun bana? Yıllar sonra, gece yarısı, ekranımda öylece duran iki kelime. Hiç yürüdüğümüz sokaklar aklıma gelmedi…
Yine o fotoğraf. Hani şu koridordaki. Gülüyorsun ya, hani o an her şey durmuştu ya benim için. Hâlâ duruyor işte. Sen gideli kaç ay oldu, ben hâlâ o koridorda kalakaldım. Bu gece yine açtım baktım. Aptallık biliyorum…
Bu saatte yine o çekmeceyi açtım. Biliyorum, artık bakmayacağım dedim ama… işte. O kâğıdı elime aldım, kenarı hafifçe kıvrılmış. Üzerindeki isimlerimiz hâlâ orada duruyor, yan yana. Bir zamanlar öyleydik, değil mi? 🙂…
Bu bayram sabahı da uyandım işte. Herkesin telefonu bayram mesajıyla dolup taşarken benim ilk baktığım şey mutfak tezgâhı oldu. Boş. Tabii ki boş. İki yıldır boş. Ama hâlâ her sabah bir saniyeliğine de olsa "acaba"…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar