O tek satır
Ekranı açtım, kapattım. Bir daha açtım. Hâlâ orada duruyor o tek satır, ya, hâlâ orada. Silemedim. Sildiremedim işte 🫠 Ne diyeyim, ne diyeyim ki ona? Cevap yazsam ne olacak, yazmasam ne olacak? Gecenin bu saatinde…
O soru
Yine gece, yine aynı şey. Telefon elimde, bir şey yazmadan bakıp duruyorum. O mesaj orada duruyor işte, tek kelime. Nasılsın. O kadar. Sanki aradan geçen bunca yıl hiç yaşanmamış gibi, sanki ben o kararı hiç vermemişim…
O gece çalan şarkı
Akşamüstü eve dönerken yolda bir kafede o şarkı çaldı. Kaç yıl oldu, hâlâ aynı şey oluyor: adımlarım yavaşlıyor, elimdeki poşet ağırlaşıyor, olduğum yerde kalıyorum. Sanki biraz daha dinlesem o geceye geri dönecekmişim…
Poları Katlayıp Kaldıracağım, Belki
Biliyor musun, bu gece yine uyku tutmadı. Herkes uyudu, ev sessiz, ben yine o poların içindeyim. Son buluşmadan kalan. Kaç kere katlayıp dolaba kaldırdım, her seferinde geri çıkardım. Yıkayamadım bile, kokusu gitmesin…
İki simit kadar yakın
Bu gece canım sıkkın. Sebebi yok, kimse bir şey yapmadı. Sadece içimde bir yer var, orası hep seninle dolu ve bazen taşıyor, biliyor musun… Bir düğündeydim bu akşam. Uzak bir akrabanın düğünü işte. Müzik çalıyordu…
Gel artık, yeter
Pazar gecesi bu. Yarın yine bir hafta başlayacak. Herkes yarını düşünürken ben seni düşünüyorum. Utanmıyorum artık bunu söylemekten. Sevgilim, saat kaç oldu haberin yok. Bende bir uçurum var, her gece biraz daha…
Bir de kolun boş kalınca
Bugünlerde bir huy edindim, söyleyince güleceksin belki. Kimsenin bileğine bakmıyorum artık, kimsenin kulağına taktığı şeye de. Ama bir kafe masasında, karşımdaki boş sandalyede unutulmuş bir tek kulaklık görünce…