Bugün yine o fotoğrafı açtım.
Bugün yine o fotoğrafı açtım. Kütüphanenin önünde çekilmiş.. güneş tam gözüne vurmuş, gözlerini kısmışsın. Ben hatırlıyorum o günü. Sen hatırlıyor musun, bilmiyorum.
İki yıl boyunca her şeyini biliyordum senin. Kaçta uyanırdın, hangi müzikle uyurdun. Şimdi hiçbirini bilmiyorum. Bu, kavgalardan daha çok yoruyor beni. Kavga edersin, bağırırsın, dönersin bir şekilde. Ama sessizlik… sessizlikte dönülecek bir yer yok.
Bazen telefonu elime alıyorum. Yazıyorum. Siliyorum. Bir daha yazıyorum. Sen hiç görmedin bunları. Görmeni de istemedim, istedim de… bilmiyorum işte.
O şarkı hâlâ yarım. Açamıyorum bile artık. Kaldığımız yerden devam edemiyorum.
O günü hiç unutmuyorum. Son zamanlarda hep sessizdim, sen de sormadın. Bir akşam otobüs durağında bekliyorduk. Ben sana bir şey söyleyecektim. Seninle… diye başladım, gerisini getiremedim. Sen bana baktın, bir şey beklemedin sanki. Ben de sustum. O an söyleseydim, belki her şey başka olurdu. Neden söylemedim? Neden sen de söylemedin? İkimiz de aynı şeyi bekledik, ikimiz de aynı şeyi yapamadık.
Bırakmak istemiyorum. Bırakmak, seni tamamen kaybetmek gibi geliyor. Oysa sen çoktan gittin, değil mi…
Kızgınım sana. Hem de çok. Ama sonra o fotoğraftaki yüzüne bakıyorum, kızgınlığım kalıyor elimde..
Bu akşam yine o yola çıkacağım. Hani her akşam yürüdüğümüz.. belki karşılaşırız diye değil. Sadece orada, o sokakta hâlâ biraz sen varsın sanıyorum.
Seni özlüyorum. Bunu kimseye söyleyemiyorum ama sana söylüyorum işte. Belki bir gün okursun… belki. 🥺
Giriş yap, bu yazıya puan ver.