O soru
Yine gece, yine aynı şey. Telefon elimde, bir şey yazmadan bakıp duruyorum. O mesaj orada duruyor işte, tek kelime. Nasılsın.
O kadar. Sanki aradan geçen bunca yıl hiç yaşanmamış gibi, sanki ben o kararı hiç vermemişim gibi... Ve ben hâlâ cevap veremedim 🙈
Ne yazacağımı düşünüyorum da, aklıma gelen hiçbir cümle doğru gelmiyor. "İyiyim" desem yalan olur. "Kötüyüm" desem... onu ne yapayım, neden diye sorarsın belki, ben de cevabını veremem. Çünkü cevabı biliyorum da söylemeye korkuyorum 🥺
Sana kızgın mıyım, özledim mi, ikisi de mi... bilmiyorum. Belki en çok kendime kızgınım. O gün ayrılırken ne kadar emindim, hatırlıyor musun? Ne kadar da kolay söylemiştim. Şimdi o kolay sözün altında eziliyorum, yıllardır..
Bazen diyorum ki yaz gitsin. Bir "iyiyim, sen nasılsın" yeter. Ama parmağım tuşa gitmiyor. Sanki o birkaç kelimeyi yazarsam, içimde kalan bütün o söyleyemediklerim de bir anda su yüzüne çıkacak. Senelerin özlemi, o gün söyleyemediğim cümleler… 🙊
Ve o şarkı var ya. Hani bizim şarkımız. Hâlâ açamıyorum. Her açtığımda ortasında sesim kırılıyor, bir yerimden bir şey kopuyor, kapatıyorum. Sonra da yazıyorum, yarıda kalıyor. Hep yarıda kalıyor…
Şimdi o soruya bakıyorum tekrar. Nasılsın. Ne kadar da basit görünüyor di mi? Sen bilmiyorsun ama benim uykularımı kaçıran, gecelerce aklımı kurcalayan o soru bu işte.
Söylesene… sen cevap versen, ne yazardın? 🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.