Kutunun Kapağı
Yine o kutu. Yine aynı parmağım, yine aynı tereddüt. Çıkardım, koydum, kapattım. Sonra açtım, yine taktım. Kaç gecedir aynı şeyi yapıyorum, artık sayısını unuttum. Parmağımda bir iz kaldı sanki, halka gibi değil de bir…
Gecenin Bu Saatinde
Yine o saat. Herkes uyudu, ev sustu, ben yine telefonu elime aldım. Açmayacağım diyorum kendi kendime, sonra yine açıyorum. Kaç yıl oldu, o konuşmalar hâlâ orada, silinmemiş. Baştan sona okuyorum, bir daha, bir daha…
İki Yıl Sonra Hâlâ Aynı Yer
Bugün telefonumu elime aldım, yine o sohbeti açtım. Aylardır silmedim, silemedim. Okuduğum her satırı neredeyse ezbere biliyorum artık. "Günaydın" yazmışsın bir yerde, sabahın altısında. Ben o saatte uyanmazdım bile…
Duydum işte
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş. Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu…
Bu Gece de Çıkarmadım
Yine oturdum yatağın kenarına, yüzüğü çıkardım. Avucumda soğuk soğuk duruyor, parmağımdaki o boşluğa bakıyorum ve içimden bir ses "koy şunu kutuya, bitsin artık" diyor. Koydum. Kapadım. İki saniye geçti, geri açtım…