aynı sahil, aynı beyaz gömlek
Öğleden sonra yine o sessizlik. Sen kanepede uyuyorsun, başın koltuğun kenarına düşmüş, ağzın hafif aralık. Bir ara yüzüne baktım uzun uzun. Yirmi üç yaşındayım ve seni hâlâ o ilk günkü gibi seviyorum. Bunu herkes…
Öğleden sonra yine o sessizlik. Sen kanepede uyuyorsun, başın koltuğun kenarına düşmüş, ağzın hafif aralık. Bir ara yüzüne baktım uzun uzun. Yirmi üç yaşındayım ve seni hâlâ o ilk günkü gibi seviyorum. Bunu herkes…
Geçen hafta mutfakta çay koyuyordun. Sırtın bana dönüktü. Ben ocağın üstündeki buharın arkasından sana bakıyordum. Ensende beyaz bir tel vardı. Tek bir tel. Benim haberim yoktu, büyümüş, beklemiş orada. Boğazım…
Bey… yine uyudun. Horlama sesini dinliyorum şu an, hani şu bazen beni çıldırtan, bazen de iyi ki varsın dedirten sesi. Uyandırmak istemiyorum seni, uyandırırsam ne diyeceğim ki zaten? Sabah yine aynı şeyleri…
Bugün yine açtım o fotoğrafı. Hani şu eski olan, hani senin paylaştığın. Bakmamak için kendimi tuttum ama olmadı, telefonu elime aldım ve açtım işte. Kantinin ışığı, masanın üstündeki çay bardakları, senin yandan…
Yine o mesaja baktım. Kaç kere okudum bilmiyorum. "Yakında geleceğim" yazmışsın. Yakında. Ne demek yakında ya? Bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Ben artık bu kelimeden nefret ediyorum, biliyor musun? Canım, sen…
Bu akşam yine sahildeydim. Hava kararmak üzereydi, deniz sakindi. O şarkı çalınca ayaklarım durdu işte. Yıllardır aynı yerde duruyorum senin yüzünden, bunu biliyor musun? Kızgın değilim artık. Ya da öyle sanıyorum. Ama…
Öğleden sonra pencereden dışarı bakıyorum. Yağmur yağıyor. İnce ince. Sen yoksun ya, yağmur bile başka yağıyor sanki. O gün de böyleydi hava. Çay bahçesine oturduk. Ben elimi bardağa uzattım, elim titriyordu. Sen fark…
Herkes uyudu, ben yine o fotoğrafa bakıyorum. Sen yanındakiyle gülüyorsun ya... hani o gülüşün vardı, iki dişinin arası hafif açık, ben ilk gün sahilde o gülüşü görünce 'işte bu' demiştim. Bir yıl boyunca her sabah o…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar