O ses kaydı hâlâ orada
Öğleden sonra. Evdeyim. Annem mutfakta tencere tıkırdatıyor, bana bir şeyler soruyor, ben yarım kulakla dinliyorum. Sonra telefonum titriyor. Kalbim öyle bir kalkıyor ki... Bakıyorum. Bir bankadan mesaj. Sadece bir…
Öğleden sonra. Evdeyim. Annem mutfakta tencere tıkırdatıyor, bana bir şeyler soruyor, ben yarım kulakla dinliyorum. Sonra telefonum titriyor. Kalbim öyle bir kalkıyor ki... Bakıyorum. Bir bankadan mesaj. Sadece bir…
Canım, bu akşam sen uyuyunca yanına oturdum, elini tuttum. Nefesin düzenliydi ya, işte onu duydukça içim rahatlıyor. O kadar korkuyorum ki bazen nefesini duymak için sessizce eğilip dinliyorum, sonra kendime gülüyorum…
Kafede oturuyorum. Karşımda boş bir sandalye var ve ben o sandalyeye bakmamak için kendimi zor tutuyorum.. Sabah aynaya kaç kere baktım bilmiyorum. İki kere çıktım evden, iki kere geri döndüm. Saçım mı, üstüm mü, yoksa…
Sevgilim. Yine telefon elimde. Yine o ekranın ışığı yüzüme vuruyor, yine sen yoksun. Ya bu ne be... kaç gece oldu, sayamıyorum artık. Saymıyorum da aslında. Sayınca daha çok batıyor. Bugün düğün fotoğrafımıza baktım…
Merhaba be, Fotoğraflara bakarken yine ona takıldım. Hani şu düğünde çekilen, senin kuzeninin yanında durduğun, gülüşünün yarısı gözünde kalmış olan. Şuna bir baksana, hâlâ telefonumda duruyor. Silmedim işte. Silmeyi…
Bugün öğleden sonra evdeydim, annem dışarı çıktı, bütün ev bana kaldı. Ne yapacağımı bilemedim, dolabın en üst rafına uzandım yine. O kırmızı klasörü indirdim. Biliyorum, açmamalıyım artık, kaç kere kendime söz verdim…
Yine o mesaja baktım. Kaç kere okudum bilmiyorum. "Yakında geleceğim" yazmışsın. Yakında. Ne demek yakında ya? Bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Ben artık bu kelimeden nefret ediyorum, biliyor musun? Canım, sen…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar