Kırmızı Klasörü Bugün Yine Açtım
Bugün öğleden sonra evdeydim, annem dışarı çıktı, bütün ev bana kaldı. Ne yapacağımı bilemedim, dolabın en üst rafına uzandım yine. O kırmızı klasörü indirdim. Biliyorum, açmamalıyım artık, kaç kere kendime söz verdim ama olmuyor işte.
İlk mektuplarını okudum, hani şu ilk aylarda gelenlerden. O kadar çok yazmıştın ki, sanki yanımda konuşuyordun. Ben de sana her hafta yazdım, biliyorsun, içine küçük çizimler yapıyordum, bazen aklıma gelen bir şarkının sözlerini iliştiriyordum köşesine. Şimdi o kopyaları görünce kendime acıyorum biraz. Ne kadar hevesliydim. Ne kadar emindim.
Sonra aralar açıldı. Önce bir hafta gecikti, sonra iki, sonra... sen biliyorsun. Ben her gün posta kutusuna baktım, her gün. Bir süre sonra kapıcıya sormaya bile utandım, çünkü artık biliyordum gelmeyeceğini ama sormadan da duramıyordum.
Yani kızamıyorum da tam, çünkü orada ne yaşıyorsun bilmiyorum, belki çok zor, belki hiç vaktin olmuyor. Ama insan bir satır yazar ya. Bir satır. Bu kadar mı zordu?
Bugün klasörü kapatırken fark ettim, köşesi yıpranmış artık, her açışımda biraz daha yıpranıyor. Sen döndüğünde bunların hepsini söyleyeceğim sana, tek tek. Ama şimdilik buraya yazıyorum, çünkü içimde tutamıyorum artık. Dön artık, olur mu.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.