Gelmeden
Kafede oturuyorum. Karşımda boş bir sandalye var ve ben o sandalyeye bakmamak için kendimi zor tutuyorum..
Sabah aynaya kaç kere baktım bilmiyorum. İki kere çıktım evden, iki kere geri döndüm. Saçım mı, üstüm mü, yoksa ben mi.. bilmiyorum işte. Hepsi.
Çantamda küçük bir hediye var. Sana aldım. Açamıyorum bile, elim gidiyor geri çekiyorum. Saçma mı? Belki. Ama sen gelince vereceğim, o an ne diyeceğimi bilmiyorum hâlâ. Aklımda on cümle var, hepsi birbirine giriyor.
O gece bana numaranı verirken elinin titrediğini gördüm. Söylemedim ama gördüm. Benim de titriyordu. İkimiz de belli etmedik, sanıyorum. Şimdi düşünüyorum da.. o titremenin ardından gelen şey. Bir şeyin başlayacağını bilmek ama nasıl başlayacağını bilmemek. Bir de o gece, telefonu cebime koyduktan sonra bir süre hiçbir şey yapamadım. Öylece kaldım.
Seni tanımıyorum bile doğru düzgün. Bir gece, birkaç kelime, bir numara. Ama içimde bir yer, seni çoktan beklemiş gibi..
Gel artık. Gel de şu hediyeyi vereyim. Ellerim dursun.
Kapıdan girdiğinde beni görürsen, ilk saniye bakma bana. Ben sana bakacağım çünkü.. ve utanacağım. İki saniye ver, sonra gel. İki saniyede toparlanırım belki. Belki de toparlanamam, sen yine de gel.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.