Sana yazmadığım mektuplar
Sen, Bu gece yine uyuyamadım. Kızların odasına gittim, ikisinin de üstünü örttüm. Küçüğü rüyasında bir şey mırıldandı, büyüğü yastığına sımsıkı sarılmış. Onlara bakınca içim bir tuhaf oluyor, biliyor musun? Hem çok…
Sen, Bu gece yine uyuyamadım. Kızların odasına gittim, ikisinin de üstünü örttüm. Küçüğü rüyasında bir şey mırıldandı, büyüğü yastığına sımsıkı sarılmış. Onlara bakınca içim bir tuhaf oluyor, biliyor musun? Hem çok…
Geçenlerde bir düğünde, masanın ucunda oturuyordum. Karşımda bir çift, kırk yıllık evli, adam kadının tabağına yemek koyuyor, kadın adama bakıp gülüyor. Ben de elimdeki çatalı çevirip duruyordum. İçimden dedim ki, ne…
Öğleden sonra evdeyim, perdeyi çekmedim bile. Güneş yerlerde, ben kanepedeyim. Telefon masada yüzü yukarı bakıyor. Ne tuhaf, artık yüzü yukarı bakan her telefon bana seni hatırlatıyor. Çünkü seninki hep ters dururdu…
Bu saatte uyuyamıyorum yine. Bütün ev sessiz, sadece buzdolabının sesi var bir de benim içimdeki o uğultu. Kalktım, mutfağa gittim, su içtim. Sonra ayaklarım beni yine o çekmeceye götürdü. Açmadım ama. Elimi üstüne…
Bu mektubu yazmayacaktım. Kaç gündür diyorum kendime, artık yazma, o adamın adı geçmesin defterlerimde diye. Ama içimde biriken var ya, işte o susmuyor. Akşam oldu, çocukları yatırdım, mutfakta bardakları yıkıyordum…
Geçenlerde birinin doğum gününe gittim. Pasta geldi, mumlar yandı. Herkes alkışlıyor, şarkı söylüyor. Ben de alkışladım. Ama içimden bir ses dedi ki: mum üfleyen bir adam vardı, hatırladın mı? Hatırladım. Tabii ki…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar