Vitrindeki Defter
Bu gece yine o defteri çıkardım çekmeceden. Hani şu yeşil kapaklı olan. Kapağı artık biraz yıprandı, köşeleri kıvrıldı ama ilk sayfayı her açışımda içim bi tuhaf oluyor. Senin el yazın. "Güzel yaz." İki kelime. Yirmi…
Bu gece yine o defteri çıkardım çekmeceden. Hani şu yeşil kapaklı olan. Kapağı artık biraz yıprandı, köşeleri kıvrıldı ama ilk sayfayı her açışımda içim bi tuhaf oluyor. Senin el yazın. "Güzel yaz." İki kelime. Yirmi…
Yanımda uyuyorsun ya. Nefesini duyuyorum. Bazen öyle bir an geliyor ki, gözlerimi kapatıp bu sesi ezberliyorum, sanki bir gün unutacakmışım gibi. Sonra kendime kızıyorum: ne unutması be adam, on iki yıldır aynı…
Bu mektubu yazmayacaktım. Kaç gündür diyorum kendime, artık yazma, o adamın adı geçmesin defterlerimde diye. Ama içimde biriken var ya, işte o susmuyor. Akşam oldu, çocukları yatırdım, mutfakta bardakları yıkıyordum…
Sen bu akşam erkenden yattın. Grip dediğin şey geçen hafta bitti ama hâlâ yorgunsun, hâlâ o öksürük arada bir gelip seni buluyor. Ben de mutfakta ıhlamur kaynatıyorum yine. Geçen ay da yapmıştım, hatırlıyor musun…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar