Bu akşam yine mektuplara baktım.
Bu akşam yine mektuplara baktım. Hepsini yan yana koydum masaya.
İlk zamanlar ne güzeldi be. Haftada bir yazardın. Ben de her seferinde sabahı zor ederdim, postacı gelsin diye. Sonra mektuplar seyreldi. Ayda bire düştü. Cevapların kısaldı. "İyiyim, sen nasılsın" yazıp bırakırdın.
Ben de inanırdım. Aptal gibi inanırdım işte. Askerlik zor diye düşünürdüm, yorgundur derdim. Kendimi yedim bitirdim senin yerine.
Sonra o gün geldi. Köyden biri. Harman yerinde, ekinleri toplarken söyledi. Elimde tırmık vardı, ben eğilmişim, o başladı anlatmaya. "Onu başka biriyle gördüm" dedi. Tırmığı elimden bıraktım. Yere baktım, baktım, kalkamadım. Akşama kadar orada kaldım be, kaldım.
Yıllar geçti. Ben hâlâ bu mektupları saklıyorum. Neden saklıyorum biliyor musun? Bilmiyorum işte. Atamıyorum.
Bazen affetmek istiyorum. İçimden geliyor, gelmiyor değil. Ama olmuyor. Affedemiyorum be. Ne yaptıysan, ne yaşadıysan... yazık oldu.
Yazık oldu işte. Bunu da yazdım, mektupların arasına koydum. Belki okursun bir gün. Belki okumazsın.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.