O Bileklik Hâlâ Orada
Bugün pazar. Evdeyim, annem mutfakta, ben odamda yatağa uzanmışım. Telefonum elimde, yine o eski mesajlara düştüm. İki yıl önceki bir cumartesi akşamı. "Geliyor musun?" yazmışsın. Ben de "geliyorum" demişim, sonunda üç…
Bugün pazar. Evdeyim, annem mutfakta, ben odamda yatağa uzanmışım. Telefonum elimde, yine o eski mesajlara düştüm. İki yıl önceki bir cumartesi akşamı. "Geliyor musun?" yazmışsın. Ben de "geliyorum" demişim, sonunda üç…
Kuzenimin düğününde kimse fark etmeden dışarı çıktım. Davulun sesi hâlâ içeride, benim içimde başka bir şey çalıyor. Yeni gelinle damat oynarken ben seni düşündüm. Sen de bir gün böyle oynayacaksın, ben belki o gün bir…
Oturuyorum öyle, uyku yok. Olmuyor zaten, biliyorsun. Gözümü kapatsam senin o kapıda belirdiğin an aklıma geliyor; hani sanki hiç gitmemişsin gibi, hiçbir şey olmamış gibi bakışın. O bakışı unutamıyorum. Kalktım…
Bugün yine o çekmeceyi açtım. Bilerek açtım, kendime eziyet olsun diye. Bileklik hâlâ orada, kutunun içinde, hiç takılmamış. Senin bileğine hiç değmedi. Ben onu alırken hayalini kurmuştum, hatırlıyor musun? Sana…
Bugünlerde bir huy edindim, söyleyince güleceksin belki. Kimsenin bileğine bakmıyorum artık, kimsenin kulağına taktığı şeye de. Ama bir kafe masasında, karşımdaki boş sandalyede unutulmuş bir tek kulaklık görünce…
Bir fotoğraf. Öyle büyük bir şey değil. Bir sahildeyiz, kum ıslak, akşamüstü. Sen "hatırladım" yazmışsın altına. Tek kelime. Ama ben o tek kelimeye yarım saat baktım. Ve sonra gördüm. Bileğinde hâlâ o ince bileklik var…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar