Düğünde
Kuzenimin düğününde kimse fark etmeden dışarı çıktım. Davulun sesi hâlâ içeride, benim içimde başka bir şey çalıyor. Yeni gelinle damat oynarken ben seni düşündüm. Sen de bir gün böyle oynayacaksın, ben belki o gün bir davetiyeyi görüp hatırlayacağım.
Geçen sene tam bu zamanlar dershane çıkışında sen bana bir çay ısmarlamıştın, hava soğumuştu, ben üşüdüm diye ceketini vermiştin. O gün bugün mü aklıma geldi? Yoo, her gün geliyor da bugün daha çok canımı yaktı. Masada kızlarla otururken herkes kendi sevgilisinden bahsediyordu, ben sustum. Ne diyecektim ki? "Benimki evlenecek, ama benimle değil" mi?
İşte tam o an içimden bağırmak geldi. SEN NEDEN SUSUYORSUN HÂLÂ?! Neden bir kere bile "istemiyorum" demedin? Ailesinin karşısına çıkmadın, bari bana söyleseydin. Bana "seni seviyorum ama olmaz" deseydin ya! Ben o cümleyi duymaya razıydım, duymadım. Benim söyleyeceklerim de ağzımda kaldı, bir türlü söyleyemedim.
Bileklik hâlâ çekmecemde. Her düğünde, her kutlamada, her kalabalıkta aklıma o geliyor. Sana verecektim, koluna takacaktım, bak bunu sana aldım diyecektim. Ama veremedim. Şimdi o çekmecede duruyor, ben burada duruyorum, sen nerede duruyorsun bilmiyorum. O kadınla yan yana duruyorsun işte.
Kızgınım sana. Hem de çok. Sonra bir bakıyorum gözlerim doluyor. Düğünde oynayan çiftlere bakıp seninle oynamayı hayal ediyorum, sonra kendime kızıyorum. Bırak artık diyorum, bırak. Ama bırakamıyorum. Çünkü sen bende bir yerde kaldın, ne gittin ne gelebildin.
Allah'a emanet ol. Ama gerçekten, seni Allah'a havale ediyorum, çünkü benim gücüm artık yetmiyor.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.