Kaç "yakında" oldu be
Yine o mesaja baktım. Kaç kere okudum bilmiyorum. "Yakında geleceğim" yazmışsın. Yakında. Ne demek yakında ya? Bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Ben artık bu kelimeden nefret ediyorum, biliyor musun? Canım, sen…
Yine o mesaja baktım. Kaç kere okudum bilmiyorum. "Yakında geleceğim" yazmışsın. Yakında. Ne demek yakında ya? Bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Ben artık bu kelimeden nefret ediyorum, biliyor musun? Canım, sen…
Eski sevgilim… Bu akşam çekmeceyi karıştırıyordum. Bilirsin, hani şu hiçbir şeyi atamadığım, içinde fişler, eski kalemler, bir türlü çöpe gitmeyen ıvır zıvır biriken çekmece. Elimi attım, kapağı hafif çizik, o minik…
Fotoğrafı sildim ya. Hani geçen anlatmıştım. Sildim işte. Telefon rahatladı, ben rahatlamadım. Çünkü silince bitmiyor. Sildiğin şey ekrandan gidiyor, kafandan gitmiyor. Ne kadar aptalım, bunu yeni öğreniyorum. Otuz yedi…
Akşam oldu yine. Çocuklar uyudu, ev sessiz, ben mutfakta çayı koyarken kendime 'gülümse' dedim. Yıllardır aynı cümle. Sabah okula hazırlarken, öğle arasında, akşam bulaşık yıkarken. Gülümse. Gülümsedim ya. Ama içimden…
Bu akşam yine sahildeydim. Hava kararmak üzereydi, deniz sakindi. O şarkı çalınca ayaklarım durdu işte. Yıllardır aynı yerde duruyorum senin yüzünden, bunu biliyor musun? Kızgın değilim artık. Ya da öyle sanıyorum. Ama…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar