Sen Uyurken
Yine mutfaktayım. Sen içeride uyuyorsun, nefesini dinliyorum ama duymuyorum, kapı kapalı. İlaçlarını içtin mi diye kontrol ettim, içmişsin. İyi. Saat kaç bilmiyorum, geç işte. Canım… sen. Bak yine karıştırdım. Neyse…
Yine mutfaktayım. Sen içeride uyuyorsun, nefesini dinliyorum ama duymuyorum, kapı kapalı. İlaçlarını içtin mi diye kontrol ettim, içmişsin. İyi. Saat kaç bilmiyorum, geç işte. Canım… sen. Bak yine karıştırdım. Neyse…
Yine uyandım. Gece yarısını çoktan geçmişti. Ev sessiz. Buzdolabının sesi bile fazla geliyor. Elim telefona gitti. Yine. Her sabah olduğu gibi. Ama bu saatte bir şey yazamam, yazmamalıyım. Uyuyorsundur. İyi ki…
canım, yine o masadayım. gece yarısını geçti, ev sessiz, ben sessiz… yüzük hâlâ duruyor orada, sen bıraktığın gibi. dokunamıyorum. aylar oldu, hâlâ dokunamıyorum 🙈 o akşam “artık yürümez bu” dedin ya… hâlâ o cümlenin…
Bu saatte uyanık olmak hep aynı yere çıkıyor. Yatağın kenarında oturuyorum, ekranın ışığı gözümü alıyor. Yazmayacağım dedim bugün. Kendi kendime söz verdim. Sonra yine buradayım. Mezuniyet yaklaşıyor. Herkes kep, cübbe…
Bu akşam çayı yine sen koydun. Ben yine karşına oturdum. Sen bir şeyler anlattın, ben dinledim, arada güldüm. İçimde kalanlarsa hiç çıkmadı yerinden... Geçen hafta ensende bir tutam beyaz gördüm ya. Sen çayı koymaya…
Akşam oldu yine. Hani şu seninle konuştuğumuz saat. Hep aynı saatte buluşur gibi olurduk ya, işte o saat. Şimdi o saatte ben sadece fincanı yıkıyorum. Sonra telefonda duran o mesajın ekran görüntüsüne bakıyorum, sonra…
Bugün tam bir yıl oldu. Bu cümleyi kaç kere kurdum bugün, bilmiyorum. Her kurduğumda içimden bir ses "ee, sonra?" diyor. Sonrası yok be. Sonrası hâlâ aynı defter, hâlâ aynı sen. Yazıyorum. Hâlâ yazıyorum. Sana hiç…
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş. Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar