Aşk Defteri
Özlem yazıları

Özlem İtiraf Mektup

Bir yıl oldu işte

tutku

· 2 dk okuma

Bugün tam bir yıl oldu. Bu cümleyi kaç kere kurdum bugün, bilmiyorum. Her kurduğumda içimden bir ses "ee, sonra?" diyor. Sonrası yok be. Sonrası hâlâ aynı defter, hâlâ aynı sen. Yazıyorum. Hâlâ yazıyorum. Sana hiç söylemedim ama bu defter artık defterden başka bir şey oldu benim için, içimde ne varsa oraya döküyorum ve hiçbirini bilmiyorsun.

O günü hatırlıyor musun? Kafede, ben daha çayımı bile söylemeden sen başladın konuşmaya. Ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum bile, sadece sustuğunda içimde bir şeyin eksik kaldığını hatırlıyorum. O eksiklik hâlâ orada. O gün "buraya oturabilir miyim" dedin, ben "tabii" dedim. O kadar. Ama o kadar basit değilmiş işte. Sonradan anladım. Her şeyi sonradan anladım.

Yanımda olmadığın gecelerde açıyorum defterin kapağını, ilk sayfaya bakıyorum. İlk yazdığım geceyi düşünüyorum, elim titriyordu, sanki satırlara dokununca sana dokunuyormuşum gibi geliyordu. Bir yıl geçti, elim hâlâ titriyor. Buna alışmadım, alışmak da istemiyorum.

Sen telefonda "artık yazma, burada hayat başka türlü" dediğinde çok sinirlendim. Hem sana kızdım hem de... bilmiyorum. O gün deftere de kızdım, kalemi fırlattım, iki gün elime almadım. Sonra yine aldım. Çünkü yazmadan duramıyorum ya. Yazınca seni anlıyorum, kendimi anlıyorum. Sen bunu bilmiyorsun. Sen birkaç kelime söyledin, ben koca bir yıl yazdım. Ama kızmıyorum artık. Kızamıyorum. Kızdığım gün bile oturup seni yazdım, bu nasıl bir şey?

Geçen gün annem defteri gördü, "yine mi yazıyorsun" dedi. O "yine mi" deyişinde bir yorgunluk var, farkındayım. Yorgunum ben de ama bırakamıyorum. Annem bilmiyor ki o sayfalarda kaç gece var, kaç sabah var, kaç kere "keşke" dediğim var. Bilmesin de.

Dün gece rüyamda gördüm seni. Kafedeydik, aynı masada. Konuşuyordun ama sesin çıkmıyordu, sadece dudakların kıpırdıyordu. Uyandığımda yastığım ıslaktı. Bunu şimdi yazıyorum, belki bir gün okursun diye. Belki o defteri sana verdiğimde bu sayfaya denk gelirsin, belki o zaman anlarsın ne kadar çok yazdığımı. Belki anlamazsın. Bilmiyorum, bilmediğim çok şey var.

Bir yıl oldu. Mektupları göndermedim, yazmayı da bırakmadım. İkisinin arasında bir yerde duruyorum, tam nerede olduğumu ben de bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: hâlâ inanıyorum. O defteri bir gün sana vereceğime hâlâ inanıyorum. Neden, nasıl, ne zaman, yok. Ama inanıyorum işte. İnanmak da bir şey be.

Sen bilmiyorsun ama bu gece de yazıyorum. Yine. Hâlâ. O kafedeki ilk gün gibi, sen konuşmaya başlamadan önceki o sessizlik gibi. İçimde bir şey eksik, sen tamamlamadın. Ben de o eksiğin üstüne yazıyorum. Harf harf. Satır satır. Bir yıl oldu işte.

8,8 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk sözü sen söyle.

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar