Yine seni yazıyorum bu saatte.
Yine seni yazıyorum bu saatte. Perşembe gecesi, saat kaç olmuş farkında değilim. Klimayı açmadım, cam açık, perde hafif havalanıyor. Sen olsan 'üşütürsün' derdin.
Bugün bir şey oldu. Sabah kahvesini yaparken yine iki fincan çıkardım. İki fincan. Otuz saniye belki, elime alıp geri koydum, sonra tekini kaldırdım. Böyle küçük aptal anlar var ya, işte onlar öldürüyor beni.
On ay oldu. Neredeyse bir yıl. Zaman geçiyor diyorlar da geçmiyor be. Sadece etrafımda birikiyor.
Bir de şunu söylemek istiyorum, kızgınım biraz. Neden o sabah son bir kez sarılmadın bana. Bunu çok soruyorum sana biliyorum, cevap yok. Yine de soruyorum.
Neyse. Uyumam lazım diyor bir yerlerim. Sen iyi ol, neredeysen.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.