Bardağın hâlâ orada
canım… yine senin bardağını doldurdum. çayı koydum, buharı çıktı, sonra baktım. senin tarafın boş. iki yıl oldu ama ben hâlâ her akşam iki bardak çıkarıyorum. alışkanlık işte, elim gidiyor. bugün yine o günü düşündüm…
canım… yine senin bardağını doldurdum. çayı koydum, buharı çıktı, sonra baktım. senin tarafın boş. iki yıl oldu ama ben hâlâ her akşam iki bardak çıkarıyorum. alışkanlık işte, elim gidiyor. bugün yine o günü düşündüm…
Bugün yine o çekmeceyi açtım. Bilerek açtım, kendime eziyet olsun diye. Bileklik hâlâ orada, kutunun içinde, hiç takılmamış. Senin bileğine hiç değmedi. Ben onu alırken hayalini kurmuştum, hatırlıyor musun? Sana…
Geçen sene bu gece... ya bilmiyorum be, belki de tam bir sene oldu, belki bir gün fazla. Ama ben o geceden beri aynı yerde sayıyorum, sen ise çoktan başka bir yere gittin. Hani şu bizim ilk gün oturduğumuz sıra var ya…
Sen gideli kaç ay oldu, ben saymayı bıraktım artık. Sabah gözümü açar açmaz yine o fotoğraf. Hani şu son çekildiğimiz, senin o mavi gömleğinle, benim de saçım rüzgârdan dağılmış hâlim. Gülüyordum ya orada, gerçekten…
Gece yarısını çoktan geçti. Uyumam lazım. Yarın erken kalkacağım. Ama telefon elimde, ekranın ışığı tavana vuruyor, ben yine aynı yerdeyim. Eski fotoğraflara baktım biraz önce. Hani şu üniversiteden kalma olanlara…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar