Telefonun Işığında
Gece yarısını çoktan geçti. Uyumam lazım. Yarın erken kalkacağım. Ama telefon elimde, ekranın ışığı tavana vuruyor, ben yine aynı yerdeyim.
Eski fotoğraflara baktım biraz önce. Hani şu üniversiteden kalma olanlara. Saçların daha kısaydı. Ben daha zayıftım. Gülüyorduk, ikimiz de. Kamerayı tutan kimdi hatırlamıyorum ama o anı hatırlıyorum. Bir bahçeydi galiba. Çay içiyorduk. Sen bana bir şey anlatıyordun, ben seni dinlemiyordum belki de. Sadece yüzüne bakıyordum.
Kapattım sonra.
Biliyor musun, artık sana kızmıyorum. Bunu söylemem lazım bir yerde. Çünkü uzun süre kızdım. Kendime de kızdım. Ama asıl sana değil. Asıl mesele şu: her seferinde kapıyı ben açtım. Sen geldin, ben açtım. Sen aradın, ben açtım. Sen bir bahane buldun, ben o bahaneye inandım. İnandım mı gerçekten? Bilmiyorum. Belki de sadece inanmak istedim.
Dört kere mi oldu, beş kere mi? Saymadım. Saymak istemedim. Ama her seferinde aynı şey oldu. Sen gittin, ben bekledim. Sen döndün, ben yine açtım. Ve her açtığımda içimden bir ses diyordu ki, bu sefer farklı olacak. Olmadı. Olmadı işte.
Şimdi ikimiz de başka yerlerdeyiz. Ben burada, karın ortasında. Sen orada, bilmediğim bir şehirde. Arada bir telefonuma bakıyorum. Eski mesajlar duruyor. Silmedim. Silmeyi denedim bir kere, parmağım gitmedi. Kaldı öyle. Bazen açıp okuyorum. Bazen sadece bakıp kapatıyorum. Okuyacak cesaretim yoksa bakıyorum sadece. Ekranda duruyor, orada bir yerde. Bir zamanlar bana yazılmış şeyler.
Bir şey söyleyemedim sana. Hep bir şey söyleyemedim. Her döndüğünde, sana kızmadığımı ama kendime kızdığımı söyleyemedim. Çünkü söylesem, bir daha dönmeyecektin. Belki de söylemeliydim. Belki de o zaman her şey başka olurdu. Ama söyleyemedim. Ve şimdi burada, telefonun ışığında oturuyorum.
Canım yanıyor. Ama tuhaf bir şey var: Bu acı artık eskisi gibi değil. Alıştım galiba. Ya da alışmak dediğim şey bu. İçimde bir yer soğudu. Kar gibi. Burada kar çok. Her yer bembeyaz. İnsan bir süre sonra beyazlığa alışıyor. Ama ayazı hep hissediyorsun.
Konuşacak kimsem yok. Bu doğru. Anneme anlatamam. Arkadaşlarım dinler ama bir yere kadar. Herkesin kendi hayatı var. Ben de buraya yazıyorum işte. Bir yere söylemek lazım. İçimde tutunca ağırlaşıyor. Sessizlik bir yerden sonra ağırlaşıyor, biliyor musun?
Seni özlemiyorum demek isterdim. Yalan olur. Özlüyorum. Ama artık seni geri istemiyorum. Bu ikisi bir arada olabiliyormuş, bunu öğrendim. Özlemek başka, geri istemek başka. Ben seni özlüyorum. Ama kapıyı bir daha açmam. Açamam. Açarsam kendime yine kızarım. O kızgınlığı taşıyamam bir daha.
Telefonu kapatıyorum şimdi. Yatağa dönüyorum. Yarın yine kar var. Yine beyaz. Yine ayaz. Ama ben buradayım. Nefes alıyorum. Uyuyacağım birazdan.
Sen de iyi ol. Neredeysen, nasılsan.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.