Hâlâ o kapıyı duyuyorum
Yatağa uzandım ama uyku yok. Telefonu elime aldım, sonra bıraktım, sonra yine aldım. Ya ben ne yapıyorum böyle, bilmiyorum. Eski mesajlara girdim yine. Hani şu senin 'özledim' yazdığın mesajlar var ya… hepsi orada…
Yatağa uzandım ama uyku yok. Telefonu elime aldım, sonra bıraktım, sonra yine aldım. Ya ben ne yapıyorum böyle, bilmiyorum. Eski mesajlara girdim yine. Hani şu senin 'özledim' yazdığın mesajlar var ya… hepsi orada…
canım… yine senin bardağını doldurdum. çayı koydum, buharı çıktı, sonra baktım. senin tarafın boş. iki yıl oldu ama ben hâlâ her akşam iki bardak çıkarıyorum. alışkanlık işte, elim gidiyor. bugün yine o günü düşündüm…
Bu akşam yine denize indim. Hava kararmıştı, suyun sesi dışında bir şey yoktu. Telefonu evde bıraktım, bilerek. Bazen kafamı dağıtmak için değil, tam tersine, iyice içime dönmek için çıkıyorum. Dalgalar bana bir şey…
sana yazıyorum çünkü başka türlü söyleyemiyorum. telefonda konuşsam sesim titrer, yüz yüze gelsek zaten hiçbir şey diyemem, biliyo'sun. kelimeleri yazınca en azından bir sıraya giriyolar. yazdıktan sonra da siliyorum…
Bugün o yolu tuttum yine. Kütüphanenin önünden geçerken ayaklarım durdu. İçeride kimse yoktu, masalar boştu. Senin oturduğun masa da boştu. İki yıl boyunca aynı masaya oturmuştun. Ben de karşına geçip kitap açmış gibi…
Havalar serinlemeye başladı ya, hani akşam olunca insan bir üşür, bir de içi sızlar ya. Bugün öyle bir akşam işte. Kafamda hâlâ o düğün salonunun ışıkları, o kalabalık, bir de senin o köşede duruşun var. Geçen hafta…
Bugün yine dinledim. O ses kaydını. Hani şu en son konuştuğumuz günün kaydı. Sen 'artık dayanamıyorum' demiştin ya. Ben hâlâ oradayım. Sen çoktan gittin, ben o cümlede takılı kaldım. Bazen diyorum ki silelim artık…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar