Hâlâ o kapıyı duyuyorum
Yatağa uzandım ama uyku yok. Telefonu elime aldım, sonra bıraktım, sonra yine aldım. Ya ben ne yapıyorum böyle, bilmiyorum. Eski mesajlara girdim yine. Hani şu senin 'özledim' yazdığın mesajlar var ya… hepsi orada duruyor. Silmedim. Silemedim. Okudum bir bir.
Ya, insan kendine niye bunu yapar? Bilerek canını yakıyor işte. Her seferinde affettim. Her seferinde. Çünkü sensiz sessizlik daha çok korkutuyordu beni. Ama şimdi o sessizliği ben seçtim. Cevap yazmıyorum. Yazmıyorum işte. Parmaklarım gidiyor, sonra geri çekiliyor.
Kapıyı her çarpışında ben orada kalıyordum. Kapıda bırakılmış gibi. Ya kapıda bırakılmak ne demek bilir misin sen? Ben biliyorum. O sesi hâlâ duyuyorum bazen, gecenin bir yarısı, hiç olmadık yerde.
Ama özlüyorum da. Seninle gülmeyi unutamıyorum. Bunu yazarken bile içim sıkışıyor. Ya ben… dönmeni istiyor muyum bilmiyorum ama bir daha hiç dönmemeni de istemiyorum. Tuhaf değil mi? Kızıyorum, özlüyorum, hepsi bir arada. Kendime bile itiraf edemiyorum ama sana söylüyorum işte, bu gece.
Cevap yazmıyorum. Ama sildiğim de yok. Bilmeni isterdim ama bilmeni de istemiyorum. İşte böyle. Off…
Giriş yap, bu yazıya puan ver.