Kütüphanenin o masası
Bugün o yolu tuttum yine. Kütüphanenin önünden geçerken ayaklarım durdu. İçeride kimse yoktu, masalar boştu. Senin oturduğun masa da boştu.
İki yıl boyunca aynı masaya oturmuştun. Ben de karşına geçip kitap açmış gibi yapardım, bir kelime bile okumazdım. Sen fark etmiş gibiydin ama hiç söylemedin. Söyleseydin ne olurdu ki..
Şimdi o masaya bakınca senin ellerini görüyorum. Kaleminin ucunu ısırışını. Bana kızdığında kaşlarını çatışını. Ne kadar çok şey vardı da hiçbirini söylemedik. Biz sadece sustuk. Kavga bile edemedik doğru düzgün. Kavga eden insanlar birbirini hâlâ istiyordur, ben öyle sanıyorum.
O fotoğraf hâlâ telefonumda. Kütüphanenin önünde çekilmişti. Hatırlıyor musun, flaş patlamıştı da gözlerini kapatmıştın, sonra tekrar çekmiştik. İkincisinde gülümsemiştin ama dudakların biraz yana kaymıştı, sanki arkana bakmak istiyordun. O zaman anlamamıştım. Şimdi anlıyorum. Ben de öyle bakıyorum artık fotoğraflara 🙈
Şarkıyı da dinleyemiyorum. Sen başlatmıştın, o gece kulaklığını bana uzatmıştın, "bunu sana dinletmem lazım" demiştin. Yarısında kesiyorum hâlâ. Sen başlatmıştın, ben bitiremedim. Sana çok kırıldım. Ama özlemek kızmaktan daha ağır geliyor bugün…
Neyse. Belki bir gün o masaya tekrar otururum. Yanım boş olur. Olsun.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.