Kendime bile söyleyemiyorum
Ya... bunu bir yere yazmam lazım artık, içimde tutmaktan yoruldum. Üç ay oldu. Üç ay. Bazen dün gibi geliyor, bazen de o otobüs durağı çok uzak bir yerde kalmış gibi. Hani yağmuru beklerken ilk kez konuştuğumuz o durak…
Ya... bunu bir yere yazmam lazım artık, içimde tutmaktan yoruldum. Üç ay oldu. Üç ay. Bazen dün gibi geliyor, bazen de o otobüs durağı çok uzak bir yerde kalmış gibi. Hani yağmuru beklerken ilk kez konuştuğumuz o durak…
Yine karşılaştık. Kafede, ben kahvemi alırken sen kapıdan girdin. O tanıdık gülümsemenle baktın ya hani, işte o an içimden dedim ki: bu sefer söyle. Bu sefer. Ama yine sustum. Ne diyecektim ki? "Üç yıl oldu, hâlâ senin…
Canım, Bugün evin sessizliğinden kaçıp annemlere gittim. Annem hiçbir şey sormadı, sadece çayı doldururken bir an durdu, sonra mutfağa döndü. Bir şey sormaması daha da ağır geldi. İnsanlar üzülmemi bekliyor, ben…
Bu saatte uyuyamıyorum yine. Bütün ev sessiz, sadece buzdolabının sesi var bir de benim içimdeki o uğultu. Kalktım, mutfağa gittim, su içtim. Sonra ayaklarım beni yine o çekmeceye götürdü. Açmadım ama. Elimi üstüne…
Yine o fotoğrafa bakıyorum. Hani şu masada hep birlikte oturduğumuz gün çekilen... Sen en solda, gözlerin başka yere bakıyor. Ben en sağda, sana bakmak isteyip bakamadığım için önümdeki bardağa odaklanmışım. Çay…
Hava o kadar sıcak ki uyuyamadım yine. Telefonu elime aldım, ne yapacaksam... açtım galeriyi, biliyorsun. İşte o gece. Hani şu fotoğraf var ya, ikimiz de gerçekten mutluyuz orada. Ben sana yaslanmışım, sen gülüyorsun…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar