Bu saatte uyumak mümkün değil zaten.
Bu saatte uyumak mümkün değil zaten. Yatağın bir ucundayım, telefonu alıp bırakıyorum. Hani bir şeye bakacakmışım gibi yapıyorum, sonra boş ekrana bakıp kalıyorum. Dışarıda hava hâlâ sıcak. Bu yaz hiç serinlemedi. Ben de.
Bugün seni aradım. Yani aramadım. Ama yazdım. Yine. Birkaç sayfa oldu. Göndermiyorum, biliyorsun. Hep aynı zarfa koyuyorum, kapatıyorum, çekmeceye atıyorum. Ama içimde kalmıyor işte, o yüzden her seferinde yeniden başlıyorum.
Bekleme beni. İki kelime. İki kelimeyle koca bir yolu kapattın. Öyle miydi yani? Bunca mektuptan sonra, bunca 'dönünce seni bulacağım'dan sonra, tek bir mesajla? SESLENİYORUM SANA! Duymuyor musun?! Hâlâ o cümlenin içindeyim ben, sen çoktan çıktın.
Kızgınım. Hem de çok. Sonra bir bakıyorum elimde kalem, yine yazıyorum. Neye kızdığımı bile unutuyorum bazen, sadece seni düşünüyorum. Bu da beni deli ediyor. Kendime kızıyorum. SEN NE YAPTIN BANA YA!!
Şunu bil istiyorum, göndermesem de: seni özledim. Bugün, yarın, hep. Kızdığım kadar sevdim. O yüzden bu zarf hâlâ burada. Belki bir gün… bilmiyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.