Katlanmış Köşe
Yine oturdum masaya. Kalem elimde, kâğıt önümde, sen yoksun. Bu gece de sana yazacağım, yine göndermeyeceğim... belki. Biliyor musun, ilk mektubunu hâlâ saklıyorum. O gün zarfı görünce nasıl sevindiğimi bir bilsen…
Yine oturdum masaya. Kalem elimde, kâğıt önümde, sen yoksun. Bu gece de sana yazacağım, yine göndermeyeceğim... belki. Biliyor musun, ilk mektubunu hâlâ saklıyorum. O gün zarfı görünce nasıl sevindiğimi bir bilsen…
Gece yine uyku tutmadı. Ekranı açıp kapatıp duruyorum. Sana yazacak bir şey bulamıyorum çünkü aklımdaki her cümle sana çıkıyor, her cümle seninle bitiyor. Buraya yazıyorum işte. Yüzüne söyleyemediklerimi. Rahatlıyorum…
Bu akşam kuzenimin düğünü vardı. Herkes oynuyor, halay çekiyor, birileri çığlık atıp duruyor. Ben masanın ucunda oturdum, elimde bir bardak. Ortalıkta bir mutluluk var, benim içimde yok. Müzik değişti bir ara, yavaş bir…
Bu gece de uyku yok bende. Telefonu elime aldım, yine koydum. Bir şey yazsam mı diye düşünüyorum ama ne yazacağımı bilmiyorum. Buraya yazınca rahatladığımı sanıyorum, sonra fark ediyorum ki rahatlamamışım, yine seni…
Bu akşam bir şey oldu, sana anlatmam lazım. Ama önce şunu söyleyeyim: hani şu senin yazdığın şarkı sözleri vardı ya, biri vardı içlerinde, hani şu yağmurdan bahseden. Onu bugün tesadüfen buldum. Nasıl buldum, onu da…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar