Düğünde
Bu akşam kuzenimin düğünü vardı. Herkes oynuyor, halay çekiyor, birileri çığlık atıp duruyor. Ben masanın ucunda oturdum, elimde bir bardak. Ortalıkta bir mutluluk var, benim içimde yok.
Müzik değişti bir ara, yavaş bir şey çaldı, çiftler kalktı. Ben de kalktım, kimseye bakmadan dışarı çıktım. Hava serin. Karadeniz'in rutubeti işte. Cebimden telefonu çıkardım, son mesajına baktım yine. Hâlâ cevap yok. Kaç gün oldu bilmiyorum, saymadım. Sayınca daha kötü oluyor.
Sonra aklıma o kutu geldi, buradan eve gidince yine açarım belki. Bileklik, fotoğraf. Sana vermediğim şey. Sana veremediğim. İki yıl oldu, ben hâlâ o kutuyu çekmecede tutuyorum.
Sinirli miyim? EVET. Çok sinirliyim. Ama sana değil. KENDİME. Her seferinde aynı şeyi yapıyorum, sen bir mesaj atıyorsun, ben hemen inanıyorum, iki gün sonra yine susuyorsun, ben yine bekliyorum. NEDEN?! Neden hâlâ bekliyorum?!
Bilmiyorum. Bilmiyorum işte. Belki de seni sevdiğim için değil, sensizliğe alışamadığım için. Ama bu cümleyi kendime bile söylerken utanıyorum 🙈
Düğünde bir kız gördüm, sana benzettim. Sadece yandan benziyordu, o kadar. Yine de bir an kalbim durur gibi oldu. Sonra güldüm kendime. Gülerken içim acıdı.
Annem yanıma geldi, "sen niye burada tek başına duruyorsun" dedi. "Hava alıyorum" dedim. Yalan. Seni düşünüyordum. Yine.
Herkesin birisiyle dans ettiği yerde ben senin adını içimden tekrar ediyorum. Olmuyor. Ama bir yandan da: bir mesaj atsan şu an, buradan koşa koşa eve giderim. Yemin ederim. O kadar acizim işte. Kızma bana.
Neyse. Geç oldu. Ben yine o kutuya bakacağım herhalde. Sen de orada bir yerlerde, kim bilir ne yapıyorsun.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.