Bugün o fotoğrafı yine açtım.
Bugün o fotoğrafı yine açtım. Kapatmadan önce baktım, baktım... elini tutuşuna. Sonra kapattım. Sonra bir daha açtım 🙈 sanki ikinci seferde değişecekmiş gibi. Değişmiyor işte. Hep aynı kare.
Sonra kalktım, dışarı çıktım. Ayaklarım beni yine o sokağa götürdü. Bırakmam gerektiğini biliyorum da... kalp dinlemiyor ki 🥺
Kahvecinin önüne geldim, camdan içeri baktım. Bizim masamız boştu. Yanındaki masada bir çift oturuyordu, biri diğerine bir şey anlatıyordu, gülüyorlardı. Ben seni gördüm orada, çayını karıştırırken, bana bir şey anlatırkenki o gülüşünle... O gülüşü başkasına da gösteriyor musundur şimdi? Gösteriyorsundur. Göster işte. Ben ne diyebilirim ki...
Kızmıyorum artık. Ya da kızıyorum, sonra hemen geçiyor, sonra yine özlüyorum. İki duygu bir arada, hangisini tutacağımı şaşırdım. Sana kızdığım anlarda bile içimden seni savunuyorum, biliyor musun? Kendime şaşırıyorum bazen 🙉
O hediyeyi hâlâ veremedim. Sana vermek için sakladığım o şey, şimdi bir çekmecede duruyor; hani şu kitapçının vitrininde görüp de "buna bayılır" dediğim, her baktığımda senin güldüğünü duyduğum o ince kitap. Hâlâ jelatininde. Açamadım bile. Sanki açsam sana vermişim gibi olacak 🙈 Kimseye yaramadan duruyor işte. Ben de öyle...
Geçen gün yine önünden geçerken bu sefer durmadım. Sadece yürüdüm. Ama iki adım sonra dönüp bir kez daha baktım cama... alışkanlık işte. Seni orada oturuyor gibi görmeyi hâlâ seviyorum ❤️🩹
Giriş yap, bu yazıya puan ver.