Bugün pazardı.
Bugün pazardı. Evdeydim, kimseye bir şey demeden bütün günü geçirdim işte. Annem aradı, sesimi beğenmedi. "Hasta mısın?" dedi. Değilim, dedim. Yorgunum sadece.
Yorgunum çünkü günlerdir aynı şeyi düşünüyorum. Senin o mesajını. Cevap vermedim, biliyorum. Ama vermediğim her günü sana yazıyorum içimden. Biriktiriyorum. Sanki bir gün oturup hepsini okutacağım sana.
Bak, kızmıyorum artık. Ya da kızıyorum ama başka türlü. İlk günlerdeki o öfke geçti. Şimdi daha çok kendime kızıyorum. Bir insan neden bu kadar uzun süre bir kapının sesini dinler ki?
Bugün bir şey yaptım. Hani bazen insan bir şeyi yapar da sonra neden yaptığını bilemez ya. Öyle bir şey. Evin oradaki kırtasiyeye girdim. Kalem aldım. Saçma, biliyorum. Bir sürü kalemim var. Ama kasadaki kız "başka?" diye sorunca bir an sustum. Sonra "yok" dedim, çıktım.
O an anladım ki seni düşündüğümde bazen hiçbir şey olmuyor. Ne acı, ne öfke, ne özlem. Sadece boşluk. Bir kalem alıp çıkmak gibi.
Nasılsın diye sormuşsun ya. Cevabı şu: işte böyleyim. Bazen iyiyim, bazen o iki kelime geliyor aklıma, sonra yine iyi oluyorum. Sen bunu duymak ister miydin? Bilmiyorum.
Yine yazmadım sana. Bugün de yazmadım. Ama bu akşam, ilk defa, telefondaki o mesajı silmeyi düşündüm. Düşündüm sadece. Elim gitmedi.
Belki yarın gider.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.