Ellerim kapının dışında
Bugün yine yanındaydım. Kapıdan çıkarken hemşirelere gülümsedim, asansörde kimse yoktu, iyi ki yoktu. Ellerim… kapı kapanınca titremeye başladı işte. Her seferinde aynı şey. İçerideyken hiçbir şey yokmuş gibi duruyorum…
Bugün yine yanındaydım. Kapıdan çıkarken hemşirelere gülümsedim, asansörde kimse yoktu, iyi ki yoktu. Ellerim… kapı kapanınca titremeye başladı işte. Her seferinde aynı şey. İçerideyken hiçbir şey yokmuş gibi duruyorum…
Bu saate kadar oturdum. Uyumadın mı diye sormadın. Salonda ışık yanıyordu, kapıyı kapattın içeriden. Ben de burada, kendi kendime konuşuyorum işte.. Eskiden bu saatlerde ikimiz de uyanık olurduk. Gülerdik. Bir şeyler…
Bu gece yine uyuyamadım. Çocuklar uyudu, ev sessiz. Mutfakta bir bardak su içtim, salona geçtim, kanepeye oturdum. Telefon elimde. Açtım, kapattım, yine açtım. Hani şu kayıtta güldüğün an var ya... işte o. Her seferinde…
Yine o masadayım. Kafamda. Kantin masası. Sen karşımda oturmuşsun, çayını karıştırıyorsun, ben bir şey diyeceğim, diyemiyorum. Yıllar geçti, hâlâ aynı yerde takılıyorum. Ne diyecektim be? Yani hayır, öyle bir şey…
sana yazıyorum çünkü başka türlü söyleyemiyorum. telefonda konuşsam sesim titrer, yüz yüze gelsek zaten hiçbir şey diyemem, biliyo'sun. kelimeleri yazınca en azından bir sıraya giriyolar. yazdıktan sonra da siliyorum…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar