Çekmecedeki O Fotoğraf
Bu saatte uyuyamıyorum yine. Bütün ev sessiz, sadece buzdolabının sesi var bir de benim içimdeki o uğultu. Kalktım, mutfağa gittim, su içtim. Sonra ayaklarım beni yine o çekmeceye götürdü. Açmadım ama. Elimi üstüne…
Bu saatte uyuyamıyorum yine. Bütün ev sessiz, sadece buzdolabının sesi var bir de benim içimdeki o uğultu. Kalktım, mutfağa gittim, su içtim. Sonra ayaklarım beni yine o çekmeceye götürdü. Açmadım ama. Elimi üstüne…
Yine mutfaktayım. Sen içeride uyuyorsun, nefesini dinliyorum ama duymuyorum, kapı kapalı. İlaçlarını içtin mi diye kontrol ettim, içmişsin. İyi. Saat kaç bilmiyorum, geç işte. Canım… sen. Bak yine karıştırdım. Neyse…
Tek kelime. İki yıl, iki şehir, bir sürü suskunluktan sonra ekranıma düştü ve ben hâlâ o ekrana bakıyorum. Bugün yağmur var burada. Yaz ortasında yağmur, olur mu demeyin, oldu işte, benim şansıma. Camdan dışarı…
Sen gideli kaç ay oldu, ben saymayı bıraktım artık. Sabah gözümü açar açmaz yine o fotoğraf. Hani şu son çekildiğimiz, senin o mavi gömleğinle, benim de saçım rüzgârdan dağılmış hâlim. Gülüyordum ya orada, gerçekten…
Hayatım, bugün sana bir şey söyleyeceğim ama nereden başlasam bilmiyorum, çünkü öyle çok şey birikmiş ki içimde, hepsini aynı anda söylesem cümleler birbirine girer, sen de bana gülersin, ben de kendime gülerim, işte…
Temmuzun ortası. Kumsal yine kalabalık, ben yine o yoldayım. Tek başıma. Dondurma aldım bu sefer. İki top. Kendime diyeceğim ama sen biliyorsun. O gün elinden bir ısırık alacaktım, sonra da yüzüne bakıp "seni seviyorum"…
Yine uyandım. Gece yarısını çoktan geçmişti. Ev sessiz. Buzdolabının sesi bile fazla geliyor. Elim telefona gitti. Yine. Her sabah olduğu gibi. Ama bu saatte bir şey yazamam, yazmamalıyım. Uyuyorsundur. İyi ki…
Yine o fotoğrafa bakıyorum. Hani şu masada hep birlikte oturduğumuz gün çekilen... Sen en solda, gözlerin başka yere bakıyor. Ben en sağda, sana bakmak isteyip bakamadığım için önümdeki bardağa odaklanmışım. Çay…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar